YETERLİLİK BELGESİ ADI ALTINDA İNSANLARI DOLANDIRIYORLAR

 Mersin Emlakçılar Odası Başkanı Yavuz Selim Madenli, son çıkan yasaya göre Emlakçılık yasasında yer alan yeterlilik belgesi konusunda uyarı yaptı. Madenli, “Yeterlilik belgesi adı altında insanların dolandırıyorlar. Bunlara dikkat edin” dedi.

ABDULLAH ÖZTÜRKMEN

Madenli, emlakçılık mesleği ile ilgili yeni bir yönetmelik çıktığını ve yeni yönetmelikle birlikte, artık mesleki yeterlikleri yeterli olmayanlar ve lise mezunu olmayanların emlakçılık yapamayacaklarını söyledi.

Mersin Emlakçılar Odası Başkanı Yavuz Selim Madenli, “Yönetmeliğe göre,  yasa ve yönetmelik gereği, 2018 yılında oda, maliye ve sicil kaydı olanlar, ilgili odasından belge alıp, müracaatını yapmış olanlar, yani evraklarını tamamlamış olanlar bu yönetmelikten, müktesep haklardan faydalanabiliyorlar. Diğerleri faydalanamıyorlar. Bundan dolayı da, otomatikman mesleki yeterlilik sınavlarına girmeleri ve oradan belgeler almaları gerekiyor. Ancak piyasada bu durumdan faydalanmak isteyen bazı sahtekarlar türedi. Bu sahtekarlar, mesleki yeterlilik belgesi veriyoruz adı altında, özel eğitimler veriyorlar ve insanları dolandırıyorlar” diye konuştu.

BİZ BUNA ENGEL OLMAK İSTEDİK

Madenli, sahtekarlara engel olmak için bir çalışma yaptıklarına dikkat çekti. Madenli, “Biz buna engel olmak için ‘eğitimi biz verelim’ dedik ve MYK belgesi ile ilgili federasyonun çalışmalar oldu. Şuanda tüm Emlakçılar Odası Federasyonu bununla ilgili çalışmalar yapıyor. Bununla ilgili yeterlilik belgesi veriyor. Artı Mersin Özel Yargı Akademisi ile anlaştık ve ön eğitimimizde bu firma aracı ile veriyoruz. Dolayısıyla bu çalışmaları Mersin Özel yargı akademisi ile yaptık ve Yargı Akademisi ile birlikte yapmaya devam edeceğiz. Burada sınava giren insanlar, mesleki yeterlilik belgesi alacaklar ve onu da Türkiye Emlak Müşavirleri Federasyonun kurmuş olduğu Emlak Akademisinden alacaklar” şeklinde konuştu.

Mersin Emlakçılar Odası Başkanı Yavuz Selim Madenli, emlakçıların, odanın dışında her hangi bir yere gitmemeleri konusunda tavsiyede bulundu.

ABDULLAH ÖZTÜRKMEN

Madenli,” İnsanlarımıza buradan sesleniyorum yalan yanlış firmalardan herhangi bir belge almasınlar geçmişte bunu yaşadık birçok kurumlardan ve kuruluşlardan belge aldılar ve o belgelerin tümü geçersiz. Ellerindeki geçersiz belge ile kaldılar.  Hatta geçmiş dönemlerde insanlara şunu da dedik, ’Ya yapmayın! Odanın bilgisi dışında herhangi bir kuruma gitmeyin.  Üzerine bir soğuk su içersiniz o belgelerin’. Tekrar söylüyorum, piyasada sahtekarlar, dolandırıcılar var. ‘Yeterlilik belgesi veriyoruz’ diye insanları kandıranlar var.  İnsanlar o belgeleri alıyorlar, geliyorlar ve bakıyoruz, aldıkları sadece eğitim belgesi.  O belgelerden mesleki eğitim yerine geçmez.

Şimdi birçok insan halk eğitimlere gidiyor. Halk eğitimden verilen belge alıyorlar.  Buradan yine uyarıyorum; insanlar diyor ki, ‘Milli Eğitim Bakanlığı onaylı belge alıyoruz’.  Doğru, belge Milli Eğitim Bakanlığı onaylıdır,

Halk Eğitim Merkezi belgesidir ve Halk Eğitimin, Türkiye’nin her yerinde eğitim verme hakkına sahiptir ama aldıkları belgeler, eğitim belgesidir. Mesleki yeterlilik belgesi değildir. Devletin koyduğu kanun da diyor ki, mesleki yeterlilik belgesi almak zorundasınız.  Mesleki Eğitim Merkezi değil.  Burada insanlarımız dikkatli olmaya çağırıyorum. Özellikle Halk Eğitim merkezi müdürlerine de diyorum ki, başkalarının ve başka firmaların reklamlarını yapmasınlar. Ayrıca insanlar da gerçeği söyleyin. Mesleki yeterlilik belgelerini Halk Merkezleri değil, direk mesleki eğitim kurumunun görevlendirdiği kurum ve kuruluşlar yapabilir. Halk Eğitimler ancak eğitim verebilirler” dedi.

YETERLİLİK BELGESİ OLMAYANLAR İŞYERİ AÇAMAZLAR

Madenli, “Bu Eğitim’den alınan belgelerle de bir iş yeri açamazlar, ya da mesleki yeterlilik belgesi yerine geçmez. Buradan da o insanları uyarıyorum,  evet onlar yetkilidirler, eğitim verebilirler. Ancak bu belge ile işyeri açamazlar. Onun dışında, getirilen bu mesleki yeterlilik eğitimi, bizim açımızdan çok bir şey değiştirmedi. Evet emlakçı sınırlayacak bir takım şeyler yaptılar ama düşünebiliyor musun, bu ülkede lise mezunu olmayan insanlar yaşı 50’den veya 45’ten yukarı insanlardır. Geriye kalan daha alt seviyedeki yaş grubundaki insanların çoğu, lise mezunudur. Zaten lise mezunu ile sınırlandırmak bu mesleğe düzen getirmek değildir. Düzen getirmek istiyorsunuz,  eskilere müktesep hakkı verilir,  yenileri de bir kereliğine müktesep hakkı verilir.  Diğerlerinde denilir ki, arkadaşlar emlakçılık üniversitesinin 2 yıllık bölümü var.  Onları bitirin.  Ayrıca 4 yıllık bölümler açılır.  4 yıllık mezun olanlar işyeri açabilir.  2 yıllık mezunları da işyerlerinde çalışabilirler. Zaten şimdi mesleki yeterlilik belgesinde, 4. Seviye ve seviye 5 var.  Seviye 4’teki, emlak müşaviri adı altında emlak danışmanlığı yapabilir,  emlakçılarda çalışabiliyor.  Seviye 5 uzman, emlak danışmanı iş yeri açabiliyor, yanında personel çalıştırabiliyor. Piyasada bazı insanlar ben emlakçıda çalışıyorum diyor.  Seviye 4 belgesi alamayan hiçbir kimse emlakçının yanında da çalışamaz ya da mesleki yeterlilik 5 belgesi almayan emlak bürosu açamayacaklar. Ancak  bir eksiğimiz var. Biz devlete bu yeterlilik belgelerine hazırlarken şunu söylüyorduk,  kaçak emlakçılığa  2 yıldan az olmamak üzere para ve hapis cezası getirilmesini istiyorduk.  Maalesef o getirilmedi. Ticaret Bakanımızla da bu konuyu görüştük ve biz şunu istiyoruz,  kaçak emlakçıların engellenmesi.  Eğer kaçak emlakçılar engellenmezse, dünyanın her yerinde olduğu gibi, Mersin’de, Türkiye’de de var. Mesela baroda avukatların, doktorların mesleki sigortası var.  Bunun adı zarar sigortası. Emlakçılarında, mesleki zarar sigortası getirilmesi.  Emlakçılar üzerine güzel bir disiplin uygulanmadıkça, bütün genelgeler ve yasalar yetersiz kalacaktır. Çünkü herhangi bir yasayı çıkarırsınız, bu yasa denetleme ile kendini tamamlamıyorsa, yani yürürlükte iken denetleme güzel yapılmıyorsa, bu yasanın çıkmasın bir mantığı yok.  Dolayısıyla biz şunu diyoruz, evet emlakçılıkla ilgili yasa çıkmalı ama bu denetlenmeli.  Kimler tarafından denetlenmeli? Devletin bu konuda ayıracağı memur ve personel yeterli mi? Hayır.  Ticaret ve Sanayi İl Müdürlüğünde görüyoruz,  Ticaret ve Sanayi İl Müdürlüklerinde emlakçılar denetleyecek personel yoktur. Biz Oda olarak şunu diyoruz, Türkiye Emlak Müşavirleri Federasyonu önderliğinde bir kurum kurulmalı ve Türkiye’deki bütün Emlakçıların Ticaret Odasına ya da Emlakçılar Odasına kayıt olmalı. Yani ortada taban bir şemsiye olmalı. O şemsiye Türkiye’nin her tarafında, denetlenme yapma yetkisine sahip olmalı” diye konuştu.

BİZE YETKİ VERİLSİN

Madenli, “Kaçak emlakçıları, Cumhuriyet savcılıklarına bildirip, onların para ve hapis cezası almalarını sağlamalı.  Ayrıca izinsiz büro açanların bürosunu kapatma yetkisi ve muhtelif cezalar kesme yetkisi olmalı ve bu yetki ile donatıldıktan sonra, denetimlerin yapılması gerekiyor. Aksi takdirde hırsızlık yapılıyorsa ve polisimiz yeterli olmazsa, her yer hırsızlarla dolar. Eğer hırsızları yakalayacak ya da önleyecek kadar polisimiz olursa, hırsızlık ortadan kalkar. Bunun için de biz diyoruz ki, yasa çıkmalı ama yasa çıkmadan önce de altyapısı hazırlanmalı. Ve kaçak emlakçıların, ayrıca ayakçılar önü kesilmeli.  Onlara ağır hapis cezası getirmeli ve sistem önceden kurulmalı.  Kimlerin denetleme yapabileceği belirlenmeli.  Ayrıca dünyanın her yerinde sivil toplum kuruluşları, kendi kendilerini denetler,  kendi savunmaları kendileri yapar.  Yani devletlerin bağlılıkları vergi verme babındadir ama maalesef Türkiye’de her şey özelleştirilirken, nasıl bir hikmetse anlamadım emlakçılar devletleştiriliyor. Şu anda emlakçıların üzerindeki kurum, Ticaret Bakanlığıdır ve Ticaret Sanayi Müdürlükleri emlakçıları denetliyor. Ayrıca evrakları Ticaret İl Müdürlükleri veriyor.  Yani her şeyin globalleştiği,  her şeyin özelleştirildiği bir dünyada, bir ülkede bakıyorsunuz ki emlakçılar  devletleştirilmesi.  İş o zaman emlakçılarda devletten maaş almalı.  Ne olur o zaman,  emlak danışmanları müdür tayin eder,  yanındakilerde personel olur, sigorta ve maaşlarımızı ödemeli.  Eğer bunu yapmıyorsa, o zaman bizleri de bizi kendi özgür dünyamızda, kendi kurallarımız da, kendi yasamızda serbest bırakıp,  denetlemeyi biz yapmalıyız. Kaçak emlakçıya biz engel olmalıyız. Cumhuriyet savcılıklarına müracaat edebilmeliyiz.  Polis ekipleri ile birlikte çalışabilmeliyiz.  Topladığımız cezalarda devletin maliyesine yatırmalıyız ki, devletimiz kazansın.  Yani öyle bir sistem olmalı ki,  kendi kendine organize edebilecek bir canlı yaratmalıyız.  Ayağı, kolu, başı olmaya hazırız. Bu canlıda kendi kendini denetlemeyebilmeli. Devlete vergisini verebilmeli,  kaçağa engel olmalı ve cezaları da maliye kanalıyla devlete kaydırmalı.  Devlete ve ülkeye yararlı bir hale getirmeliyiz. Onun için biz emlakçılıkla ilgili yönetmeliğin değil, emlakçılıkla ilgili yasayı istiyoruz ve emlakçılık yasasında, emlakçıların denetlenme işini Türkiye Emlakçılar Birliğine bırakılmasını istiyoruz.  Dürüst bir denetim yetkisi almak istiyoruz.  Ayrıca emlakçılık sigortası istiyoruz.  Emlakçının yaptığı hatayı sigorta ödemeli ve emlakçıda bunun cezasını çekmeli.

Dolayısıyla güzel bir sistem sağlanmalı.  Her şeyi devletin üzerine çıkararak değil, emlakçıların özel ve özerk yapısı korunarak yapılmalı. Emlakçılar kendi özerk yapısını kurmalı, kendi denetimini kurmalı, incelemesini yapmalı, kaçak emlakçıya ceza verebilmeli. Kaçak işyeri açan iş yerine kapatabilmeli ve bu cezaların Cumhuriyet savcılıkları vasıtasıyla tahsil edilmeli.  Emlakçılıkla ilgili bir düzen sağlanırsa,  ancak devlet o zaman vergisini alabilir.  Ekspertizlik de ilgili belirli firmalara yetkilendirilmesi için çalışılıyor.

Bu son anda durduruldu.  Şimdi yurt dışından gelenler bu yetkiyi,  Türkiye Emlakçılar Birliği kurulduğu zaman Emlakçılar Birliğine verilir.  Emlakçılar Birliği üyeleri de, bu konuda gerekli piyasa belirler.  Eğer o belirledikleri piyasada, tapuya gönderdikleri harflerde hata yaptıkları zamanda, o firmalar ve kişiler cezalandırılır. Dolayısıyla devlet kazanır.  Mesela şu anda tapu harçları yüzde üç.  Oysaki devlet bunu yüzde bire düşürürse,  yüzde bir alıcıdan,  yüzde bir satıcıdan kazanır. Emlakçılar Odasından da fiyat aldıkları zaman, 100 bin lira değeri gösterilen daire, 500 bin lira gösterildiği zaman, vatandaşta ,devlete daha fazla vergi ödeyecek.

Yani vatandaş hem devletten vergi kaçırmayacak,   hem gerçek beyanda bulunacaktır. 1,5 milyon, 3 milyon para öderken,  o zaman 5 milyon ödeyecektir ve malı da gerçek değerinin üzerinde gösterecektir.  Yani kazan kazan sistemi kurulacaktır.  Her şey çok dürüst, açık ve şeffaf olacaktır. Onun için devletimizden şunu istiyoruz, devlet büyüklerimizden, Ticaret Bakanlığımızdan, sayın Cumhurbaşkanımızdan emlakçılık meslek yasası mutlaka çıkmalı, emlakçılık ivedilikle devlet etkisinden çıkarılmalı, özele devredilmeli.  Türkiye Emlakçılar Birliği kurulmalı ve Türkiye Emlakçılar Birliği ile ilgili bütün yaptırımları Birlik yapmalı.  Bunun dışında herhangi bir çözüm yolu yok, olmayacakta.  yeni çıkan her şey yamama ve düzenlemedir. Kısacası,  biz tamamen yenilenmek ve kendi kendimizi idare edecek duruma gelmek istiyoruz.  Onun için ivedilikle Türkiye Emlakçılar yasası çıkmalı, emlakçılık yasasını içerisinde, emlakçıların sigortası sistemi getirilmeli, emlakçı kendi kurumları ile kendi kendini denetleyebilmeli ve bunu da Türkiye Emlakçılar Birliği vasıtasıyla yapmalı” şeklinde konuştu.