Benzin ve motorin fiyatlarındaki artış hepimizin gündeminde. Akaryakıta gelen her zam, artık doğrudan günlük hayatımıza ve bütçemize yansıyor. Özellikle aracını her gün kullananlar için yakıt gideri ciddi bir maliyet haline geldi.
Bu durum doğal olarak araç tercihlerimizi de değiştirmeye başladı. Birkaç yıl önce elektrikli araçlara daha çok yeni bir teknoloji gözüyle bakarken bugün işin ekonomik tarafı çok daha fazla konuşuluyor.
Araç satın alırken fiyatına, markasına, motor gücüne ve donanımına bakıyoruz. Fakat bence artık bunların yanına çok önemli bir soru daha eklenmeli:
"Bu araç bana 100 kilometrede ne kadara mal olacak?"
Elektrikli araçlara olan ilginin artmasının önemli nedenlerinden biri de bu sorunun cevabı.
İçten yanmalı bir araçta kilometre maliyetini hesaplarken benzin veya motorin tüketimini konuşuyoruz. Elektrikli araçlarda ise hesabımız kWh üzerinden yapılıyor. Özellikle şehir içinde her gün araç kullanan biri için iki sistem arasındaki maliyet farkı ay sonunda daha net görülebiliyor.
Üstelik konu sadece enerji gideri de değil. Elektrikli motorların mekanik yapısı daha sade. Motor yağı ve yağ filtresi değişimi gibi alıştığımız birçok bakım işlemi elektrikli araçlarda bulunmuyor. Bu da uzun vadede bakım ve işletme giderlerini etkileyen önemli bir konu.
Bir diğer avantaj ise evde şarj imkânı.
Uygun teknik altyapıya sahip elektrikli araçların standart 220 volt ev elektriğiyle şarj edilebilmesi, günlük kullanım açısından ciddi bir kolaylık sağlıyor. Akşam eve geldiğinizde aracınızı şarja bağlayıp ertesi gün yolunuza devam edebilmek, elektrikli araç kullanımını çok daha pratik hale getiriyor.
İşin ticari tarafında ise hesap daha da önemli.
Oteller, fabrikalar, belediyeler, siteler, kampüsler ve şirket filolarında kullanılan araçlar gün içerisinde çok daha fazla kilometre yapıyor. Kilometre başına oluşan küçük bir maliyet farkı, yüzlerce araç ve binlerce kilometre söz konusu olduğunda yıl sonunda ciddi rakamlara ulaşabiliyor.
Bu yüzden şirketlerin araç yatırımlarında satın alma fiyatından çok toplam kullanım maliyetine bakmaya başladığını görüyoruz.
Birkaç yıl önce elektrikli araçlardan söz ederken sık sık "geleceğin otomobilleri" diyorduk. Bana göre artık bu tanım da eskimeye başladı. Çünkü elektrikli araçlar geleceğin değil, bugünün ulaşım seçeneklerinden biri haline geldi.
Akaryakıt fiyatları yükseldikçe tüketici de doğal olarak alternatifleri araştırıyor. Elektrikli araç teknolojisinin gelişmesi, farklı menzil seçeneklerinin ortaya çıkması ve şarj imkânlarının artması da bu geçişi hızlandırıyor.
Sonuçta konu dönüp dolaşıp cebimize geliyor.
Belki bundan sonra bir araç satın alırken eskisi kadar sık "100 kilometrede kaç litre yakıyor?" diye sormayacağız.
Onun yerine daha basit ve daha gerçekçi bir soru soracağız:
"100 kilometreyi kaça gidiyor?"

