Ağustos ayı bitiyor. Yeni eğitim-öğretim yılının
başlamasına sayılı günler kaldı. Çocuklarımız için yeni bir
dönem, yeni sınıflar, yeni arkadaşlıklar ve yeni bir
başlangıç anlamına geliyor. Ancak biz yetişkinler için yeni
dönemin hazırlığı yalnızca okul alışverişinden,
kıyafetlerden ve ders programlarından ibaret olmamalı.
Geçtiğimiz eğitim-öğretim döneminde hepimizin ciğeri
yandı. Çocuklarımızın akran zorbalığı nedeniyle nasıl
yalnızlaştığını, içine kapandığını, okula gitmek
istemediğini, özgüvenini kaybettiğini ve bazı durumlarda
yaşadığı ağır duygusal yükün altında ezildiğini gördük. Bu
nedenle yeni döneme girerken akran zorbalığını yeniden ve
daha ciddi biçimde konuşmak zorundayız.
Çünkü akran zorbalığı "Çocuklar arasında olur böyle
şeyler" denilerek geçiştirilecek bir mesele değildir. Bir
çocuğun sürekli aşağılanması, dışlanması, tehdit edilmesi,
fiziksel olarak zarar görmesi, görünüşüyle veya ailesiyle
alay edilmesi, sosyal çevresinden uzaklaştırılması ya da
dijital ortamda hedef gösterilmesi çocuğun dünyasında
derin izler bırakabilir. Daha da önemlisi, yalnızca zorbalığa
uğrayan çocuğu değil, zorbalık yapan çocuğu ve buna
tanıklık eden çocukları da etkiler. Bu nedenle ailelerin yeni
eğitim döneminde çocuklarının yalnızca ders başarısını
değil, arkadaşlık ilişkilerini ve duygusal güvenliğini de
takip etmesi gerekir.
Çocuğumuza "Sana biri kötü davranırsa bana söyle" demek
elbette önemlidir. Fakat bunun yanında "Sen de hiç kimseye
böyle davranma" demeyi unutmamalıyız. Çocuklarımızın
başarılı olmasını isterken nasıl bir insan olduklarını da takip
etmeliyiz. Bir arkadaşının farklılığıyla dalga geçmemeyi,
başkasının dışlanmasına katılmamayı, bir arkadaşının canı
yandığında bunu eğlence konusu yapmamayı ve
gerektiğinde bir yetişkinden yardım istemeyi öğretmeliyiz.
Bir başka önemli konu ise dijital zorbalıktır. Çocuklar
okuldan çıktığında zorbalık artık bitmiyor. Sınıf
gruplarında, sosyal medya hesaplarında, oyun
platformlarında ve mesajlaşma uygulamalarında devam
edebiliyor. Bu nedenle çocuklarımızın dijital dünyadaki
davranışlarını da konuşmalıyız. Bir arkadaşının fotoğrafını
izinsiz paylaşmanın, onunla dalga geçen bir videoyu
yaymanın veya bir çocuğu grup içerisinde hedef haline
getirmenin "şaka" olmadığını anlatmalıyız.
Aile olarak çocuğumuzun davranışlarındaki değişiklikleri
de ciddiye almalıyız. Okula gitmek istememe,
arkadaşlarından uzaklaşma, içine kapanma, ani öfke, uyku
sorunları, ders başarısında belirgin düşüş veya sürekli
kaygılı görünme gibi değişiklikleri "Ergenliktir",
"Çocukluk işte", "Geçer" diyerek görmezden gelmemeliyiz.
Çocuklar her zaman yaşadıklarını kelimelerle anlatamaz.
Bazen davranışları onların bize gönderdiği yardım
çağrısıdır.
AİLELER YENİ DÖNEMDE NE YAPMALI?
Çocuğunuzla her gün kısa da olsa konuşun. Sadece
derslerini değil, arkadaşlıklarını ve okulda kendisini nasıl
hissettiğini sorun.
"Sen de zorbalık yapıyor olabilir misin?" sorusunu
sormaktan çekinmeyin. Çocuğunuzu yalnızca mağduriyet
açısından değil, davranışlarının sorumluluğu açısından da
değerlendirin.
"Şaka yaptım" cümlesinin arkasına sığınmasına izin
vermeyin. Karşıdaki çocuk eğlenmiyor, üzülüyor veya
korkuyorsa bunun şaka olmadığını öğretin.
Dijital ortamı takip edin. Çocuğunuzun bulunduğu grup
konuşmalarını, sosyal medya davranışlarını ve dijital
arkadaşlıklarını yaşına uygun sınırlar içerisinde
gözlemleyin.
Çocuğunuza yardım istemenin utanılacak bir şey
olmadığını anlatın. Zorbalığa uğradığında susmak zorunda
olmadığını, bir yetişkine başvurabileceğini bilsin.
Okulla iletişim kurmaktan çekinmeyin. Tekrarlayan bir
zorbalık davranışı varsa "Çocuklar kendi arasında halleder"
diyerek beklemeyin; öğretmen ve okul yönetimiyle iş birliği
yapın.
Çocuğunuza empatiyi davranış üzerinden öğretin. "Sen
onun yerinde olsaydın ne hissederdin?" sorusunu günlük
hayatın bir parçası haline getirin.
AKRAN ZORBALIĞINI ÖNEMSEYİN!
Bir çocuğun yaşadığı zorbalığı küçümsemeyin.
"Takma kafana."
"Sen de karşılık ver."
"Çocuklar arasında olur."
"Bir süre sonra unutulur."
demek yerine dinleyin, gözlemleyin, müdahale edin ve
gerektiğinde profesyonel destek alın.
Çünkü çocuklarımızı yeni eğitim dönemine yalnızca
sınavlara hazırlamak yetmez. Onları birbirlerine zarar
vermeden birlikte yaşamaya da hazırlamak zorundayız.
Ağustos bitiyor.
Okullar açılmadan önce çocuklarımızla bu konuşmayı
yapalım.
Geçtiğimiz dönem hepimizin ciğeri yandı. Aynı acıların
tekrar yaşanmaması için bu kez daha erken, daha
dikkatli ve daha kararlı olalım.
