YAŞATMAK İÇİN YAŞAYAN KAHRAMAN SAĞLIK ORDUMUZ!

 

Yazıma başladığım bu sabah kahraman sağlık çalışanlarımız 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutluyorlardı. Buruk diyorum; çünkü yaşatmak için yaşayan bu kutsal mesleği can siperhane sürdüren sağlık çalışanlarımız, 11 Mart 2020 tarihinden buyana geçen bir yıllık süreçte 387 şehit verdiler.

Unutmayalım ki; milli kurtuluş mücadelesi için Samsun’dan sonra Sivas’a ulaşan Atatürk’e, Sivas Kongresi’nde heyecanlı konuşması ile “Manda ve himaye kabul edilemez. Ya istiklâl ya ölüm” dedirten de yine bir doktordu. Aynı doktor yani  Hikmet Boran, yine bir 14 Mart günü İstanbul’un işgali sırasında okulunun çatısına arkadaşlarıyla Türk bayrağını dikerek işgali protesto etmişti. İşte bugün virüsle mücadelede gözlerini kırpmadan canlarını feda eden doktorlarımız, sağlıkçılarımız bu gelenekten geliyorlar hatırlatmak istedim.

Kırmızı, turuncu, sarı renklerle donanmış bölgenin ortasında mavi bir bayrak gibi şahlanan Uşak ilimize bu başarının nedeni sorulduğunda İl Sağlık Müdürü Sayın Sedat Kavas, “günde 2 saatlik uykuyla başardık” dediğinde gözlerim doldu. “Bizler mayın tarlasına girmiş korunmasız ve pusulasız askerler gibiyiz” diyen kahraman doktorlarımızın, sağlıkçılarımızın gününü kutlarken, şehit sağlıkçılarımıza da rahmet diliyorum. Dünyada virüsle mücadelede aşı ve ilaç çalışmaları konusunda yine lider olan Türk hekimleridir. “Beni Türk hekimlerine emanet edin” diyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün öngörüsüne bakar mısınız! 13.yüzyıla kadar Batı tıbbı İbni Sina’yı ders olarak okullarında okutuyordu, hatırlayınız! Bize düşen sadece yine bir doktorumuzun annesinin dediği gibi basitçe “MEMET” kuralına uymaktır, hepsi bu; MASKE-MESAFE-TEMİZLİK… Kısaca MEMET. Biraz daha sabır. Unutmayalım sabrın sonu selamet; rehavetin, sabırsızlığın sonu ise felaket olur. Kalın sağlıcakla!