GIDA YÜKSEK MÜHENDİSİ // Öznur TUNA
Türkiye un ihracatında yıllardır ilk üçte yer alıyor.
Ancak bu başarı, sektörün içindeki yapısal sorunları örtmeye yetmiyor.
En temel sorun: ATIL KAPASİTE
Türkiye’de un sektörü, ihtiyaç duyulan kapasitenin 2–3 katı üretim gücüne sahip.
Bu ne demek?
Fabrikaların büyük bölümü düşük kapasiteyle çalışıyor.
Bazıları tamamen kapalı olmasına rağmen resmî kayıtlarda aktif görünüyor.
Fabrikalar ayakta kalmak için fiyat kırmak zorunda kalıyor.
Bu durum sektörde kârlılığı sıfıra çekiyor, hatta birçok işletme zararına üretim yapıyor.
Hammadde ve enerji maliyetleri sektörü zorluyor
Döviz kuru dalgalanmaları
TMO fiyat politikası
Enerji giderlerindeki artış
Taşımacılık maliyetleri
un sanayicisinin nefesini kesen diğer kritik başlıklar.
İhracatta yeni rakipler sahnede
Türkiye’nin geleneksel pazarlarında artık Rusya, Kazakistan, Hindistan ve Pakistan gibi ülkeler daha düşük maliyetle yer alıyor. Bu da Türkiye’nin pazar payını tehdit ediyor.
MERSİN: DEV BİR ÜRETİM ÜSSÜ, ZOR BİR DÖNÜŞÜM NOKTASINDA
Mersin, Türkiye un sanayisinin en güçlü bölgelerinden biri:
Ülkenin en büyük limanlarından biri burada.
Depoculuk ve silo altyapısı çok gelişmiş.
İhracat yapan büyük ölçekli un tesisleri bölgede yoğunlaşmış durumda.
Coğrafi konum sayesinde Ortadoğu ve Afrika pazarlarına hızlı erişim var.
Ancak avantajlar artık tek başına yetmiyor
Mersin de Türkiye’nin genel sorunlarını birebir yaşıyor:
Atıl kapasite Mersin’de de yüksek.
Fabrikalar arasında fiyat rekabeti sertleşiyor.
İthal buğday kullanan tesisler kur artışından etkileniyor.
Lojistik maliyetler son yıllarda rekor düzeye çıktı.
İhracat kârlılığı düşüyor.
Sektör temsilcilerine göre “Mersin çok güçlü, ama baskı altında.”
SEKTÖR NEREYE GİDİYOR?
Uzmanlara göre hem Türkiye hem de Mersin için kritik üç gerçek var:
Talep aynı kalırken kapasite sürekli artıyor
Bu sürdürülebilir değil.
Klasik un yerine katma değerli üretim kaçınılmaz
Organik un, özel amaçlı unlar, fırıncılık karışımları…
Bölgesel planlama şart
Verimsiz tesislerin modernizasyonu ve kapasite dengesi için devlet ile özel sektör işbirliği gerekli.
SEKTÖR NASIL AYAĞA KALDIRILIR?
Bölgesel üretim planlaması ile kapasite fazlası kontrol altına alınmalı.
Katma değerli ürünler teşvik edilmeli.
Lisanslı depoculuk yaygınlaştırılarak hammadde riski azaltılmalı.
İhracat pazarlarında devlet destekleri artırılmalı.
Firmalar enerji verimliliği teknolojilerine yönlendirilmeli.
TMO ile özel sektör arasında şeffaf ve öngörülebilir fiyat politikası oluşturulmalı.
Sektör kritik bir eşikte.
Dünya un sanayisi değişiyor.
Türkiye uyum sağlamak zorunda.
Mersin ise bu dönüşümün merkezinde duruyor.
Ancak tablo net:
Kapasite çok, talep sınırlı.
Üretim var, kârlılık yok.
Dönüşüm şart.
Türkiye ve Mersin, bu yapısal sorunları çözdüğü anda sadece un ihracatında değil, katma değerli gıda üretiminde de yeniden global bir güç olma potansiyeline sahip.

