SÜLEYMAN’IN MÜSVEDDELERİ-BOZUK…

         Bozulmak o kadar sık rastlanan bir durum ki. Her gün her evde yaşanıyor. Hep bir şeylerin bozulduğu duyumlar arasında yaygın. Buzdolabı bozuluyor mesela. Mesela tertemiz giyinmek için elbiseleri yıkadığımız makine bozuluyor. Genel olarak makineler bozuluyor…

Peki, canlı bozulur mu?

        Öyle bir haftaki size cevabını vereceğim. Bir gün eve geldim. Yazmam gerekenler o kadar fazlaydı ki. Hemen tüm ev işlerini yapan külkedisi gibi hazırlıklarımı bitirdim. Çayımı demledim. Bilgisayarın fişini taktım prize. Garip sesler duydum patlamasından korktum. Bilgisayarın fişi bozulmuştu. Denedim ettim. Yok bozuk. Bir şey yapamadım hâkim oldum sinirlerime. Başka bir şey yapayım derken bir kedinin kaşındığını gördüm.

Kedim bozulmuştu.

        Bozulmak ki normal seyreden bir durumun aksi halde işlemesidir. Bozulmuştu kedim. Baktım ettim derken. Hafta sonu götüremedik kedilerin bozulan yerlerini tamir etsin diye canlı tamircilere. Tabi sabah oldu hafta içi geldi. Gittik canlı tamircilerine. Bir sürü şey anlattılar. Bunların normal fonksiyonları bozuk dediler. Onu anladık dedik. Önerdiler. Anlattılar. Dinledik. Aldık, geldik. Evi temizlemek lazımmış temizledik derken bir haber geldi. Koştuk gittik.

Ev arkadaşım bozulmuş. İnsanın ev arkadaşı bozulur mu?

          Evet, bozuluyor. kendisi olmasa da midesi, bağırsağı bozuluyormuş,. Eyvallah dedik. Hastaneye gittik. Hortum soktular, acıdı dedi. Kan verdiler, canlandı dedi. Garip şeyler yaptılar anlamadık dedi, anladık. Baktık ettik. Kaldık biraz yanında çıkın dediler, çıktık. Tam bir şey anlatıyordum kardeşime tepki gösterdi aramız bozuldu.

İnsanın insanla arası bozulur mu?  

          Bozulur. Aramızı düzeltmeye çalıştık. Anlatırken kelimeler bozuldu. Sohbet bozuldu. Ne dediysek uymadı birbirimize. Herkes döndü kendi dünyasına. Tabi bu kadar bozuk durum peş peşe gelince insan ister istemez düşündü. Düşünen ben olunca da kafam bozuldu.

İnsan kafası bozulunca içer mi?

            Evet, içer unutmak ister bozuklukları. Bende öyle yaptım. Hemen mutfağa yönelip bir bardak koydum tezgâha. Rakı doldurdum. Açtım buzdolabını buz çıkarmak için ama buzun yapısı bozuk. Buzdolabı belli ki bozulmuş. Erimiş buzdan hayır gelmez de peynir normal halindedir, deyip açtım kapağını. Peynir de bozulmuş. Dönüp durdum evde. Kalem kâğıt aldım yazmalıyım dedim bunları. Ucuna baktım kalemin ucu bozulmuş. Kalemtıraş düzeltir dedim, onun da ucu bozulmuş.

Sonra durdum.

             Bir bozukluk var hayatımda birbirini etkileyen, dedim kendime. Bekledim. Düşündüm. Hiç kıpırdamadım yerimden asıl bozukluğu bulmaya çalıştım. Sonra fark ettim.

Bozuk olan yapılması gerekeni anlatıyordu.

         İnandım. Peşinden koştum, yapılması gerekenlerin bozukluklarını düzeltmek için. Yaptım. Ettim. Gittim. Koştum. Baktım. Düşündüm… Her şey bir makine değilmiş. Önce onu anladım. Biraz farklı bakmak gerekiyormuş. Ne olabilir ki çözümü diye kafa patlatırken doğruyu gördüm.

Bozuk olan normal işlemeyen doğrularmış…