Cuma , 8 Kasım 2019

SÜLEYMAN’IN MÜSVEDDELERİ

NERDE KALMIŞTIK

Nerde kalmıştım acaba… Süleyman’ın ciddiyetinde mi? Muhsin’in haykırışlarında mı? Namık’ın son sözlerinde mi? Tamamlanmamış bir öykü de mi, belki de hiç bitmeyecek. Süleyman’ın ciddiyeti kavgaya karışırken kaç kişi vardı karşısında yumruk atan, hatırlamıyorum. Namık en son kimin cezasını verdi de kendi öldü, öldü mü, anlamadım. Muhsin yalvarmakta kalmıştı, neye yalvardığını artık ben bile bilmiyorum, tarihinin yeniden yazılmasına mı, kendi hayatının hüsranlığına mı? Biliyor musunuz?  Her insan kendini yeniden yaratır. Bunu ilk söyleyen ben değilim. Yıllar önce çok söylendi. Herkes kitaplardan okudu da çok anlamadı, zor yoldan kendi yaşamında gördü. Kimi irdeledi, kitabı hatırladı; kimi kitabı bile okumamıştı başka sözcüklerle anlattı durumunu. Bir daha tekrarlayayım insan kendini sürekli yeniden yaratır. Hele ki hayatınız bir problem üzerine kurulu ise kendinizi yeniden yaratmak için öldürürsünüz bile. Kıymam demeyin yaparsınız. Sonra kitaptaki sözcükler bile sizi tanımlayamaz.  Hikâyeyi tam da burada kaçırdım. Geçmişini hatırlayan bir adamın tarihini değiştirmek, nasıl bir sarsıntı yaratır acaba. Bildiği şeyi ona; “ bu böyle değildir” diye üstelemek. Üstelik sormadan ona, fikri belleğine yerleştirmek, İşte tam da burada kendini yeniden yeniden yaratması gerekiyor. Her insan, kendi yazar, tarihini biri değiştirse bile değiştirildikten sonra sıfırdan yazar tarihi, sırf özgürleşebilmek adına.  Peki, tarihini değiştirdiğim bu adam ne yapacak? Kendini mi yaratacak? Peki, kaderi benim parmaklarımdaysa boğun mu eğecek? Mesela bunu gidip benden habersiz Süleyman’a mı anlatacak? Anlatamaz ama onlar birbirlerini görmezler. En fazla kendi güçlenip çıkar karşıma bedenimi ele geçirir, çeker alır tarihimi benden o, yazar yeni kaderi.  Ben izin vermem diyorum. Etrafında dolaşan öneriler, tavsiyeler çok üstüne gidersen, anlamaya çalışırsan, hayatının belli bir dönemini buna ayırırsan ondan bir parça sende kalacak diyor. Bu parça bir virüs gibi yayılabilir. Hatta virüsten de kötü, bir fikir kadar hızlı yayılabilir beynimde. İşte o zaman o beni teslim alır. Peki, bütün bunları yapmasam değiştirdiğim tarihi onda geliştirebilmek için nasıl fikir yürütebilirim. Onu anlamazsam yeni kaderini nasıl çizebilirim? Şimdi tam olarak şunu mu diyorsun; “ sen onun tarihini değiştirdikçe kendi kaderini çizmiş olacaksın” gerçekten bu mu? Başka çıkışı yok mu? Kaldığım yerden devam etmemeli miyim? Ben ona karşı direnebilirim. Ben direnebilirsem o da direnebilir. Bu bir düello olacak o zaman, ya beraber çıkacağız onun değiştirilmiş tarihiyle ya da birlikte dibe vuracağız yeni bir tarih yazarak ikimize.