STAY HOME”DAN STAY ON GUARD’A…

Neden böyle bir başlığa ihtiyaç duydum biliyor musunuz sevgili okurlarım? Önceki gün yayınlanan yazımda ne demiştim “Korktuğum başıma geldi” Evet, kamu görevi  yaptığına inanan bir gazeteci-yazar olarak, 11 Mart tarihinden bu yana yazılarımda defaten uyarmama rağmen (hani -dilimde tüy bitti – derler ya) “Korktuğum başıma geldi” Evet, Sağlık Bakanımız Sayın Fahrettin Koca’nın da “Rehavete kapılmayalım” uyarısına rağmen Mersinliler olarak ne yaptık,  gevşedik…

El insaf, bırakın maske takmayı sokakta sarılıp öpüşen insanlar gördüm. Bu durumda geriye tek bir söz kalıyor, o da biz Mersinlilerin Allah’a emanet olduğumuzdur. Evet, bu durumda söylenecek tek söz bizleri Allah’ın  koruduğudur. Aksi halde maske takmayan, fiziki mesafeye uymayan, pazarlarda avuç avuç meyve-sebze seçen, keza bir eliyle para alan, aynı eliyle yiyecek paketleyen esnaflar, hatta fırıncıların keza bir eliyle ekmek verirken aynı elle paraları avuçlaması…

Bu kötü örnekleri çoğaltabiliriz. Ben bu gevşeklikleri anlayamıyorum. Ben başka bir dille yazmıyorum, ancak anlatamıyorum herhalde; onun içinde başlıkta meramımı  Türkçe yerine yabancı dille ifade etmeyi tercih ettim. Ha yine de unutmadan onu da izah edeyim; Türkçesi ve de özetle virüsle mücadelede başarılı olan ülkelerde yeni trend bu. Adamlar artık evde kalmıyorlar,   ama tedbiri de elden bırakmıyorlar. O “guard” sözü de  boks yapanlar iyi bilir, gardını almaktan gelir. Yani gardını al, muhafaza et, kısaca nöbet tut, nöbette kal. Yani özetle tedbiri elden bırakma, kendini koru manasındadır. Benim daha da sizlere sözüm yoktur, diyeceğim budur. Kalın sağlıcakla.