SEVGİ VE NEFRET

14 Mayıs Milletvekilli ve Cumhurbaşkanı seçimine 2 gün gibi kısa bir süre kaldı. Halk siyasilerin seçim çalışmaları ilgiyle izliyor. Siyasi parti liderleri, zaman-zaman  çalışmalarda sevgi ve nefret  dilleri kullanılıyor.

Toplumsal gelişme ve değişimlerde sevginin birleştirici, nefretin ise ayrıştırıcı olduğu tarih bize defalarca kanıtlamıştır.

Sevgi ve nefret, cesaret ve korku gibi bulaşıcı özelliği vardır.Bunu iyi bilen siyasi parti liderleri seçim propaganda çalışmalarını buna göre şekillendirdikleri görülüyor.

Sevgi ve nefret söylemleri insan yaşamında sürekli olarak farklı şekillerde dile getirilmektedir. Genellikle sevgi kişide hoş ve olumlu bir söylemi; nefret ise hoş olmayan ve olumsuz bir söylemi ifade eder.

Sevgi kin ve nefretin panzehiridir. Sevginin geliştiği yerde saygı, hoşgörü,olur. Sevginin olduğu yerde kötülük hüküm süremez. Tüm kötülükleri yok etme kudretine sahiptir.

Sevgi insanlar arasında barışı sağlayarak toplumsal huzuru getirir. Toplumsal olarak yardımlaşma ve dayanışmayı getirecektir. Sorunlar karşısında hoşgörü ile yaklaşılarak sorunların üstesinden gelinir. Dünyada barış yaşanması sevginin egemen kılınmasıyla olur.

Nefret söylemi ise, nefret ve suçu çoğunlukla toplumlarda farklı kişi ve grupları ötekileştirme, düşmanlaştırma ve ayrıştırma şeklinde açığa çıkıyor.

Nefret dili, siyasal amaçlar uğruna kışkırtılması tarih boyunca çeşitli şekillerde karşımıza çıkar. Bu kutsalların başında bayrak, ezan, vatan gibi değerler gelir.

Bu tür kutsallar kullanılarak kimi insanlar arasında birleştirmeyi getirirken, diğer taraftan da insanlar arasında  ayrıştırmaya, kışkırtılmaya zaman-zaman düşmanlaştırma duygularını harekete geçirebilir.

Şu gerçek iyi bilinmeli ki,”Ortak bir şeyden nefret edenler bir araya geldiğinde, paylaştıkları “ortak nefret”, onları birleştirir ve yakınlaştırır. Nitekim Düşmanımın düşmanı dostumdur” sözü böyle bir durum için söylenmiştir.

Nefret söyleminde dikkat edilecek bir husus vardır o da şudur; bu anlayışta ”ortak sevgiler değil, ortak nefretler çerçevesinde bir araya gelinmiştir. Bu anlayış yabana atılmayacak kadar kuvvetli bir anlayıştır. Çünkü, nefret dilinde daima sevgiden daha yoğun ve patlamaya hazır bir enerji bulunur.

Ortak nefretlerin bir araya getirdiği insanlar, birlikte nefret edecekleri düşmanlara ihtiyaç duyarlar. Aslında bu durum, nefrete ve düşmana bağımlılıktır.

Nefreti daha iyi anlamak için iyice irdelemek gerekir. Nefretin ruha atılan tohumu öfkedir. Her öfke aynı zamanda öç alma tutkusunu beraberinde getirir ki bu, yıkıcı bir güçtür aynı zamanda. Bu bakımdan her nefret, kronikleşmiş öfkeden oluşur.

Tarihte bakıldığında Nazilerin iktidara gelmesi ve sonradan 1. dünya savaşına neden olması bu anlayıştan kaynaklı olduğu görüldü.. Yahudi’ye , Yahudi ırkına duyulan nefret, Nazi partisini ayakta tutan enerjiydi. Yahudi’ye duyulan nefret, ne kadar artarsa Nazilerin kendi içlerindeki birleştirici güçleri o kadar artmaktaydı.

Unutulmaması gereken bir başka gerçekte Nazi anlayışı gereği dini kendi politikalarına alet ederek faaliyetlerini bu esasa göre şekillendirmeleri oldu.

Dini inançların ayinlerde, ”Nazi törenlerinde, kendi iyisini nefret üzerinden inşa ediyordu. Milliyetçi kibir zemininde yükselen Yahudi nefreti, Nazi‘nin enerjisiydi.”

Nefret dili siyasal amaçlar uğruna kışkırtılması tarih boyunca çeşitli şekillerde karşımıza çıkar. Genellikle insanların ve toplumun değerleri özerinde nefret söylemi geliştirildiği   görülüyor. Bu kutsalların başında bayrak, ezan, vatan gibi değerler gelir.

Bu tür kutsallar kullanılarak kimi insanlar arasında birleştirmeyi getirirken, diğer taraftan da insanlar arasında  ayrıştırmaya, kışkırtılmaya zaman-zaman düşmanlaştırma duygularını harekete geçirir.

Toplumu kin öfke, korku yayarak ve sevgi dilini rafa kaldırarak, bir dönem başarılı olmak mümkündür. Ama uzun vade de hepsi tarih sahnesinden silinip giderler.

Hitler, insanları Alman ırkının üstünlüğüne inandırıp, insanları nefret temeli üzerinde örgütledi ve başarı kazandı. Alman insanının anlayışında sevgi kavramı çıkartıldı. İnsanlar sırf Yahudi, Çingene..vb oldukları için katledildi. Alman ırkçılarının ilahı olmaya devam edebilir ama dünyanın en etkili silahının sevgi olduğunu bilen güçlü insanlar onu tarihe havale etmişlerdir. Bırakın nefret etmeyi, sadece unutarak en büyük intikamlarını almışlardır.

Tüm bunların ışığında şunlar söylenebilir;

1 – Seçimlere kısa bir süre kala nefret söylemleri çeşitli partilerce dile getirilmeleri insanlar arasında korku , endişe ve kaygılara vesile oluyor.

2 – Politikacılar belli oranda başarılı olabilirler. Ama bu durum uzun sürede halklar arasında kin, nefret, kutuplaşma ve düşmanlaşmaya hizmet eder.

3- Bu durumun iyi bilinmesi ve buna uygun politikalar geliştirilmeli.

4 – Sevgi tüm güzel duyguların anasıdır. Sevgi kin ve nefretin panzehiridir.

5 – Nefret yerine sevgi, düşmanlık yerine dostluk, savaş yerine barışın egemen olacağı politikalar izlenmeli.

6 – Sevgi ve nefreti kısaca şöyle değerlendirmek mümkün ;su ve ateşin karşı karşıya gelmesidir. Bu karşılaşmada Alev parlak ve güçlü görünse de, nihai anlamda su karşısında çaresizleşir.

7 – Nefret yangın ise sevgi sudur. Sevginin gücü yangını söndürmeye muktedirdir.Sonucu hep beraber 15 Mayıs’ta göreceğiz diye düşünüyorum…