Pazar , 26 Ocak 2020
“Sanat İyileştirir”

“Sanat İyileştirir”

Gazetemiz yazarlarından Başak Karatepe’nin bu haftaki konuğu, fotoğraf sanatçısı Neslihan Yazıcılar oldu.

Karatepe ve Yazıcılar, fotoğraf ve diğer sanat alanlarında yaptıkları sohbeti, sanatseverlerle paylaştılar.

Merhaba Yeni Güney Gazetesi okurlarım ve sanatsever dostlarım.

Bugün İstanbul’dan çok sevdiğim bir arkadaşım ve iyi bir fotoğraf sanatçısı olan Neslihan Yazıcılar ile gerçekleştirdiğimiz söyleşimizi paylaşıyorum sizlerle… Keyifle okumanız dileğiyle…

Bu arada bu röportajı hazırlarken Neslihan Yazıcılar ve İstanbul Cumhuriyet savcısı Semih Akça’nın nişanlandıkları güzel haberini almış bulunmaktayım. Onların mutluluklarını sizlerle paylaşmak istedim. Kendisi gibi iyi bir fotoğraf sanatçısı olan Semih Akça ve Neslihan Yazıcılar’a sonsuz mutluluklar diliyorum.

 B.KARATEPE: Okurlarımızın sizi tanıyabilmesi açısından kendinizden bize bahseder misiniz?

Neslihan YAZICILAR kimdir?

NESLİHAN YAZICILAR: İnsanın kendisini anlatması kadar zor bir şey yoktur. Samimi bir ruhla anlatmaya gayret edeceğim. Neslihan Yazıcılar, sanatın her alanını seviyor çünkü orası kocaman bir dünya, ruhunu uçurabildiği kadar özgür bir dünyayı seviyor. Ürettiği özel bir sanat daha var! Her şeyden önce genç yaşta anne olmuş bir anneyim. Başarılı ve güzel ruhlu bir oğula sahibim. Oğlum Utku üniversite eğitimini tamamlayarak yüzme ve dalış eğitmeni olarak özel bir okulda öğretmenlik görevini sürdürüyor olması benim için en değerli armağan, en değerli sanatsal çalışmam. Çektiğim en güzel fotoğraf, yazdığım en güzel şiir demekte sakınca görmüyorum..

Edebiyatın farklı dallarında dergilerde, gazetelerde, makale, şiir, köşe yazarlığı alanlarında uzun süreli emeklerim oldu. Halen de yazmaktayım. 2020’de şiir kitabımı çıkarmayı düşünüyorum. Fotoğraf ise benim gözümün hayalinden öte, gerçek yaşamın içinden ne bulur, ne çıkarırım gibi kendimle oynadığım en güzel oyun. Bir filmden sahne çalmak gibi ve belli tecrübelere sahip olduktan sonra fotoğrafçılık ve kameramanlık alanında eğitimin üniversitesini de okumaya karar verdim ve okuyorum da… Okumanın yaşı yok diye boşuna dememişler. Kısacası Neslihan hayatın bir hediye olduğu bilinciyle ondan keyif alan, sanatla iç içe yaşamayı seven, birçok kültür sanat etkinliklerine imza atabilmeyi kendine hedef edinmiş özgürlüğüne düşkün bir kadın. Vazgeçilmez hayalim hep bir Sanatevimin olmasıydı. Demek ki çok isteyince oluyor. İstanbul’da Beyoğlu’nda Aznavur Sanat adı altında sergi ve etkinlik içerikli yerimi açıp, tüm plastik sanatları içine alabilecek butik bir yer oluşturdum; sergiler, söyleşiler, kitap imza günleri, proje amaçlı ve benzeri sanatsal etkinliklerle uzun süre işlettim. Aznavur Sanat birçok sanatçının hayatında özel anılar teşkil etti. Bu benim en büyük mutluluklarımdandı. Bitti mi hayallerim bitmedi elbette! Gençler için bir sanat eğitim köyü kurabilmek hayallerim ve hedeflerim arasında…

B.KARATEPE: İlk olarak sanata ne zaman ilgi duymaya başladınız?

NESLİHAN YAZICILAR: Çocuk yaşlarımda babamdan ya da genlerinden geçtiğini düşünüyorum. Sanata olan sevgim ve ilgim içimde zaten hep vardı. Bu zamanla şekil ve yol aldı diyebilirim. Çocukluğumda babamla şiirler okur, sesimizi makaralı teybimize kayıt ederdik bu bana inanılmaz heyecan verirdi. İlk okuduğum ve ezberlediğim şiir de Yahya Kemal Beyatlı’ya ait “Sessiz Gemi”dir. Rahmetli babam Sabahattin Yazıcılar analog döneminde kendi çektiği siyah beyaz fotoğrafları renklendirme tekniğiyle onları aslına uygun boyardı. Hatta bunlardan bir kaç örnekte sunabiliriz okurlarımıza. Şiir ve fotoğraf ilgim bu şekilde başladı. Aileden gelen sanata olan sevgi içimdeki dünyayla da buluşunca yaşam şeklimi oluşturmaya başladı. İnsan hangi alanda kendini kolay ifade edebiliyorsa bence sanat odur ya da derdi olmalı üretebilmek için… Bizlere verilen hayatta belki de içsel ve dışsal olaylara karşı kendi irademizi kullanabilme içgüdüsü de diyebiliriz.

B.KARATEPE: İlgilendiğiniz diğer sanat dalları nelerdir?

NESLİHAN YAZICILAR: Sanatın diğer her alanını inanılmaz çekici buluyorum ama her alanda başarılı olabilmek elbette mümkün değil. Şiir ve fotoğraf ruhuma ve üretebilirliğime daha yakındı. Bu sebeple iki alanda yürümeyi tercih ettim. Sinemayı ayrı seviyorum. Mümkün olduğunca Film festivallerinin düzenlediği davetlere katılımda bulunarak… Ciddi bir film izleyicisi olarak, zamanla kısa film alanına giriş yapmayı da düşünüyorum. Çünkü fotoğrafı farklı alanlara taşımanın ayrı bir heyecan olacağına inanıyorum. Kamera kullanımı sınırlı kalamıyor yeni arayışlara sürüklüyor insanı dönem dönem… Zaman içinde bu alanda da çalışmalarımı sürdürerek, alt yapımı güçlendirmek için sinema alanında senaryo ve çekim teknikleri ile ilgili eğitimler almaktayım başaracağıma inanıyorum. Bir Belgeselimde Sinema Televizyon Genel Müdürlüğünden geçti belki zaman içinde onu da paylaşırım.

B.KARATEPE: Fotoğrafçılık sizin için ne anlam ifade ediyor?

NESLİHAN YAZICILAR: Fotoğrafa bakışım kurgudan uzak, gerçek yaşamdan kesitleri ya da anı durdurarak, zaman içinde belge niteliği taşıyacak kadrajları fotoğrafın gerçekliğinde buluşturmak. Bu anlayış estetik kaygısını kaybetmeden zamanı zamana hediye etmek gibi de görülebilir. Çok fazla değişim içindeyiz. 3 yıl önceki sokakla 3 yıl sonraki sokağın bazen çok büyük değişimlere uğradığını görebiliyorsunuz. Keza bu insan yaşamları içinde aynı devinimi koruyor. Fotoğraf şuan yaşadığımız çağda yeni arayışlar içinde manipülasyon ve kurgular içeriyor, bu denemeler proje bazlı düşünülebilir ama benim asıl anlayışım gerçekliği yansıtan kareler. Fotoğrafçı olmak hınzır bir çocuğun yaramazlığı gibi belki de bir oyun benim için. Olaylarla, durumlarla ve zamanla köşe kapmaca oynamak gibi. Biz fotoğrafçılar aramızda sağlam fotoğraf gibi bir tabir kullanırız. O gün belki yüzlerce fotoğraf çekersiniz ama içlerinden sadece bir tanesi sağlam karedir. Yani ışığı, kompozisyonu, duygusu güçlü karedir, işte o an ki mutluluk hiçbir şeyle değişilmez. Andır çünkü fotoğraf, saliselerle değişebilir her şey ya da bakış açınızla. Kısacası fotoğraf benim için zaman hırsızlığının o dayanılmaz keyfini yaşamak. Bu elbette sanatsal fotoğraf için geçerli bir kavram. Ticari fotoğraf için ise doğru iş çıkarmak önemlidir.

B.KARATEPE: Yaptığınız çalışmalar ve projelerden bize biraz bahsedebilir misiniz?

NESLİHAN YAZICILAR: Şimdi hangi birisini anlatayım diye başlarsam ayıp etmiş olmam umarım.  Beraberde olduğumuz bir projemiz vardı sevgili Başak, düzenlediğim projede fotoğrafçı grubumuzla beraber Nevşehir bölgesini fotoğrafladık ve fotoğrafların İstanbul’da ve Nevşehir’de sergisi açıldı en güzeli de eski bayramları yaşatmak adına kartpostallar basıldı ve dağıtıldı. Sende bize muhteşem modellik yapmıştın bu senin oyuncu yönünün bir başarısıydı ayrıca teşekkür ediyorum. Antalya’nın İbradı ilçesinde iki yıl üst üste festival organizasyonunu düzenleme yürütücüsüydüm. Antalya Büyükşehir ve İbradı Belediyesi’nin katkılarıyla Artoros Uluslararası Sanat Çalıştayı, Kültür Sanat Festivali oldukça haber oldu. Bu projenin artı bir amacı da alternatif turizme katkısıydı. Çok ses getirdi ve o bölgenin tanınmasını sağladı. Fotoğraf sergileri ile ilgili proje bazlı Yurtiçi ve yurtdışı sergi küratörlükleri yaptım. Filmsan vakfının proje danışmanı olarak Avrupa birliği projeleri gerçekleştirdik. Hatta Erasmus’un ilk on başarılı projesi içine girdik. Halen de Filmsan Vakfı Yeşilçam Sanatçılarının basın arşiv ve proje danışmanlığını yürütüyorum. Kurumun içeriğine bağlı yağlı boya sergiler, Filmsan Vakfı ve Darülaceze başkanlığıyla birlikte düzenlediğimiz 8 Mart Dünya Kadınlar günü ile ilgili TV de program yapan ünlü ve emek veren kadınlara ödül töreni düzenledik yine organizasyonu bana aitti… Aznavur Sanat olarak da birçok etkinlik düzenledim. Düzenlediğim bir sürü imza günleri, sergiler ve etkinlikler var. Hepsini aktarmam mümkün değil genel olarak bir kaçını vermemiz yeterli bence.

B.KARATEPE: Yurtdışında sergilerde de fotoğraflarınızın sergilendiğini biliyor ve duyuyorum. Bize bu sergilerden ve çalışmalardan bahsedebilir misiniz?

NESLİHAN YAZICILAR: Yurtdışında ilk kişisel sergimi Londra’da açtım. Sergi “Çocuktular, Kadındılar” Kadın ve çocuk fotoğraflarından oluşan serginin amacı vardı elbette! Aslında her kadın içinde çocukluğunu taşır, anne de olsa eş de olsa içinde büyümeyen bir kız çocuğunu korur. Kadın güçlüdür evet ama naif, narin ve kırılgan yanı hep vardır. Bunun doğulu ya da batılı kadın olması ile hiç ilgisi yoktur sadece yaşam şekilleri ve koşulları farklıdır. Umarım amacına ulaşmıştır. Ulusal ve uluslararası yarışmalardan ödüllerim var ayrıca bu yarışmaların sonucunda düzenlenen sergiler benim hep onur kaynağım oldu. Çünkü bu başarıyı kendisi göremese de babama atıfettim. Bana kazandırdığı bu değerin karşılığını vermeye gayret de ediyorum. Kişisel sergilerim yanında katıldığım karma sergiler ve küratörlüğünü yaptığım sergilerde bulunmaktadır. 

Örneğin; ulusal ve uluslararası ödül alan iki fotoğrafın benim için asıl ödülü farklıydı. “Turp Güzellemesi” adlı fotoğraf Adana’nın Kadirli ilçesinde kadın ve erkek emekçilerin büyük gayretleriyle üretiliyor sofralarımıza geliyor. Kadirli turp üretiminin Türkiye’de yüzde 70’ini karşılıyor. Diğer Fotoğraf “ Buharlı Tren” 1 ay boyunca bir filmin set arkasında çektiğim bir sahnedendir. Bu tren Türkiye’de son buharlı trendir.

 Yani fotoğrafın sanata hizmet ettiği kadar sosyal yaşamada hizmet etmesi gerekiyor. Olayın güzel fotoğraf çekmek olmadığını, bir anlamı olması gerektiğine inanıyorum. Sanırım düşüncelerimi dile getirebiliyorumdur.

B.KARATEPE: Üstünde çalıştığınız ya da çalışmayı planladığınız projeleriniz var mı?

NESLİHAN YAZICILAR: Evet, eğer sanata âşıksanız ve hayal gücünüz zenginse üretim bitmez. Üstünde çalıştığım şehirleri sanatıyla, kültürüyle ve tarihleriyle tanıtma alanında festival ve sanat çalıştayları üzerinde çalışıyorum ve görüşmelerim sürüyor. Kurum kuruluşlarla fotoğraf ağırlıklı marka değerini arttırabilecek sosyal projeleri hazırlarken asıl amacım toplum bilincini de olgunlaştırmak. Kişisel olarak da fotoğraf alanında düşündüğüm sergi amaçlı projelerim var.

B.KARATEPE: Size göre sanat nedir?

NESLİHAN YAZICILAR: Sanat; ucu çok açık yapıya sahip, kişiye, çağa, toplumlara göre değişen ama anlağa, duyguya hizmet eden üretenin ve tüketicinin farklı noktalarda buluşması diyebiliriz. Bu tartışma hep süregelmişti. Toplum için mi sanat, sanat için mi sanat… Bence bunu ayrıştırmak olanaksız! Sanatı insan kendi ruhuyla kendi mutluluğu için üretir ama paylaşacağı alan toplumdur. Herhangi bir alanda üretilen eser, sanatsal içerik, kalıcı bir yapıya sahipse üzerinde tartışılmaya gerek yoktur. O zaten kişiden ve toplumdan nasibini almıştır. Sanatı bir tek bir olguya yüklemek gerçekten zor! Kısaca şunu diyebilmeyi yeğlerim üretilen eser alıcısı veya beğenicisiyle buluşursa ve kişilerde iz bırakabiliyorsa sanatsal olgunluğa ulaşmıştır.

B.KARATEPE: Sanatın iyileştirici gücüne inanıyor musunuz? İnanıyorsanız sanat neden iyileştiricidir?

NESLİHAN YAZICILAR: Kesinlikle inanıyorum iyileştirmeden ötedir hatta! İç dünyanı, dış dünyaya aktarmak kadar insanı rahatlatan ne olabilir ki… Çünkü üreten insan düşünen insandır. Düşünen insan hayatın içinde var olabilme güdüleriyle her şeyden önce kendini işe yarar hissetmek ister. Bence insanı iyileştiren yegâne olgu budur. Gereksiz veya hiçbir işe yaramayan olumsuz durumlardan kişiyi uzaklaştırır ki terapi gibidir bunu başarabilene…

B.KARATEPE: Gençlerimizi sanata neden yönlendirmeliyiz?

NESLİHAN YAZICILAR: Gençler benim hep düş yanımın kahramanlarıdır, olaya şu açıdan bakalım çalışmak zorunluluğunda olduğumuz bir gerçeğimiz var ya da para kazanmak! Üretmekle ilintili her şey, aklınıza gelebilecek hangi iş olursa olsun. Yaratıcı ve üretken olamazsanız başarılı olamazsınız. Reklamcılığı ele alalım, kitap yazmayı ya da el sanatlarını, iş adamı olmayı vb. Sanat; görsel zenginliğiyle, sözün geniş dağarcığıyla, edinilen tecrübeyle, alt yapısı olan kişilerde tasavvur eder. Bu donanıma sahip kişi yapacağı iş her ne ise bu yapıya sahipse her alanda başarıya daha yakındır. Örneğin bir reklamcıyı ele alalım, ondan sanatçı olması beklenemez ama o bir ürünü görselliğiyle, etkileyici sloganıyla hazırladığında ekmeğini kazanır. Sanatsal kültür insanın ruhunu zenginleştirdiğinde verimli hale gelir. O nedenle sanatla bütünleşen her alan daha kaliteli ve daha kalıcıdır.

B.KARATEPE: Gençlerimize kendilerini geliştirebilmeleri açısından neler önerirsiniz?

NESLİHAN YAZICILAR: Önerim şu ki; hangi alan olursa olsun hobi olarak başladıkları herhangi bir sanatsal alanda zamanla profesyonelleşerek geleceğe atacakları adımlarda kendine güvenen, ne yapacaklarının bilincini oturtarak kendilerini ruhsal olarak rahat ve mutlu olacakları alanlar yaratmaları. Yaşama isteği olan insan ve zorluklara göğüs geren üretir. Hadi şiir yazayım, fotoğraf çekeyim demekle olmaz elbette bunların teknik eğitimlerini ve dünyaca kabul edilen bir sanatsal yapı ve sürecini öğrenmeleri gerekir. OctavioPaz’ın kitaplarını okumalarını öneririm. Bir önerim daha asla vazgeçmesinler her emeğin evrende geri dönüşümü vardır… Karanfil elden ele diyerek, gençlerimiz için biz büyüklerin emek, destek vermesi ve örnek olması gerekiyor.

Teşekkürler Sevgili Başak, seninle de Nevşehir’de bir sanatsal proje de tanışmıştık yolumuz yine sanatla kesişti, dilerim daha nice sanatlı buluşmalara…

***

Neslihan Yazıcılar’a ait güzel bir şiirle bitirmek istiyorum söyleşimizi.

Öncesizliğin iziyle geleceğini biliyordu/m.

Orman kokuyordu eski taş duvarlar;

Esrik rüyanın koynunda uyanan zincirli ellerde

Yeniden tazelenen tendi yaşama arzusu

Sinlerin sesiyle irkildi damla damla aktı su

Dokundukça taç yaprağına defalarca

Göllerinde yıkanan ruhla

Soyunduğu yerden yüreğine indi düş uğultusu

Ülkeler yer değiştirdi zihnin tünellerinde

Ki kan damlarken sunağın beyaz elbisesinden

Sırtına kazıdı gerçeğin adını…

Yitik zamanları sildi dilinde çoğalan tat

Ne şarap kokusundan ne şerbettendi ilahilik

Gerekmezdi uçmak için kanat

Ve sevişmek için yatak

Susmak kadar konuşmaktı belki aşk

Nedense Narissa

İlk önce gerçeklik terk etti s/aklımı…

Şimdi rahat bırakmalı zamanı ışığında kalsın an

Dökülen her söz kendine aşina

Söylenen her dua kendi dilinde kabuldür

Sevdiği kadardır insanın ten yaşı…

Önce/sizlik g/izli bir kimlikti

Ruhunu şiire bıraktı…

Neslihan YAZICILAR

***

Çarşamba günü 98.5 Kent Radyo’da “Sanat İyileştirir” programımızda…

Tamer Güven ile hayatını, sanat yaşamını ve Mezitli Belediyesi Oda Tiyatrosu olarak yeni çıkarmış oldukları “The Mikrofon Şov” oyunlarını ele alacağımız keyifli bir sohbet gerçekleştireceğiz.

Keyifle bize eşlik etmeniz…

Sanatla ve hep dostça kalmanız dileğiyle…

Başak Karatepe