Pazartesi , 27 Ocak 2020
Sanat İyileştirir!

Sanat İyileştirir!

Yeni Güney gazetesi yazarlarından Başak Karatepe’nin bu haftaki konuğu, Büyükşehir Belediyesi Sanat Koordinatörü ve tiyatrocu Tamer Güven.

Güven, Karatepe ile yaptığı söyleyişi de, Mersin’de tiyatro ve tiyatroya verilen önemle ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Merhaba Yeni Güney Gazetesi okurlarım ve sanatsever dostlarım. Bugün Mersin Büyükşehir Belediyesi Sanat Koordinatörü ve iyi bir tiyatro adamı olan Tamer Güven’le gerçekleştirdiğimiz söyleşimizi sizlerle paylaşıyorum.

Keyifle okumanız dileğiyle…

B.KARATEPE: Tiyatro alanında yaptığınız işlerden ve verdiğiniz emeklerden dolayı Mersin’de sanat camiası ve diğer alanlarda da birçok kişi tarafından biliniyor ve tanınıyorsunuz. Ben de sizi yakından tanıyor ve biliyorum ama okurlarımızın da sizi yakından tanıyabilmesini istiyorum. Tamer Güven’i şöyle detaylıca bir ele alsak… Bize kendiniz hakkında neler anlatırsınız?

Tamer GÜVEN: Ben beni bildim bileli hikayeciyim. Hikaye anlatıyorum, doğduğum günden beri, aklım başımda olduğu günden beri. Kadınların çay partilerinde başladım ben hikaye anlatmaya, izlenilen filmleri kadınlara tekrar tekrar anlatmaya. Daha sonra okulda başladım tiyatroya, orta 2. sınıfta liselilerin oynadığı bir oyunda oyuncu olarak girdim. Ondan sonra 80’de amatör gruba Bölge Tiyatrosu’na, 82’de de profesyonel olarak Ankara Halk Tiyatrosu’nda tiyatroya başladım. O günden bugüne sahnedeyim.

B.KARATEPE: Bize Mersin Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu’nun kurulum aşamasını ve bu fikrin nasıl oluştuğunu anlatabilir misiniz?

TAMER GÜVEN: Mersin Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu kuruluşunda çok yakın değildim. Benim o zamanlar kendi tiyatrom vardı, amatör, muhalif bir tiyatro. O arada Macit Özcan adaydı. Bende onunla karşılaştım. O televizyonda programa çıkıyordu, ben de sanatla ilgili başka bir programa davetliydim. Benden önce o vardı. Onu dinlediğimde, şehir tiyatrosu kuracağım dedi. Çıktığında merhabalaştık. Dedim ki şehir tiyatrosu kuracağım diyorsunuz, inşallah seçilirsiniz de, kurarsınız da ama genellikle söylenilenler seçildikten sonra uygulanmıyor. Ben hem seçileceğim, hem de kuracağım dedi ve gerçekten kurdu ama kurma aşamasında ben en son gelenlerdenim tiyatroya. Sende vardın o tiyatroda. Sen daha detaylı biliyorsun o işleri. Kasım’da başlayan oyun 27 Mart’ta çıkması gerekiyor. 27 Mart’ta oyunun çıkmayacağı anlaşılınca ben çağırıldım. Ali’nin babasını oynadım Ali Ayşeyi Seviyoo oyununda. Çıkmayınca ben çağırıldım. 10-15 gün içerisinde oyun çıktı ve ondan sonra da şehir tiyatrosu kuruldu. Mütevazi davranmayayım. Ben gelmeseydim 27 Mart’ta o şehir tiyatrosu kurulmazdı.

Belediyelerde tiyatro yapmak çok zor. Şehir tiyatrosunu kuran insan da gerçekten, ne pahasına olursa olsun benim her zaman saygı duyacağım bir isim Macit Özcan. Kuracağım dedi kurdu. Ondan öncede çok büyük isimler Kaya Mutlu, Okan Merzeci söz verdiler ve kuramadılar. Kurmadılar demiyorum, kuramadılar. Zor iş çünkü. Şehir tiyatrosu kurmak çok zor. Bu anlamda Macit Özcan çok başarılıdır. Şuanda da devam ediyor tiyatrosu. Bu sene 20. yılı. İnşallah daha da iyi yerlere gelecek, öyle diyelim.

 B.KARATEPE: Tiyatro hayatınızda bakış açınızı, yaşamınızı değiştiren ismi öğrenebilir miyim?

Tamer GÜVEN: Herkesin vardır tiyatroda kendine örnek aldığı bir insan. Şimdi de çok değerli ama o zamanlar çok popülerdi. Ankara Halk Tiyatrosu ve Ankara Sanat Tiyatrosu’nun kurucu ve oyuncularından Erkan Yücel. Türkiye’nin ilk yurtdışında en iyi erkek oyuncu ödülünü alan insandır Erkan Yücel. Endişe filmiyle Yılmaz Güney’in. Ben onun tiyatrosuna buradan gittim. Gittim ve dedim ki, ben Mersin’den geliyorum. Tiyatroyu sizden öğrenmek istiyorum. Para pulda istemiyorum. Buradan giderken aileme de ben artık profesyonel oluyorum. Onlar bana para verecek sizden para istemiyorum dedim. Yani sürünmeye gittim oraya. Bir sene manavda yattım ama Ankara Halk Tiyatrosu’nda çok şey öğrendim Erkan Yücel’den. Sadece Erkan Yücel değil tabiî ki.

Ankara çok farklı bir yer. Ankara tiyatronun o dönem gerçek başkenti. İstanbul şuan da başkenti ama o zaman Ankara Halk Tiyatrosu var, Ankara Sanat Tiyatrosu var, Ekin Tiyatrosu var. Bunlar birbirleriyle yarış içerisindeler. Çok değerli oyuncuların ve yönetmenlerin olduğu bir mecraydı.

Erkan Yücel’den çok şey öğrendim. Çünkü onunla en az 500 kez sahneye çıktım. Orada oyunlar 10 defa oynanıp bırakılmıyor, 250-300 defa oynanıyor. En az 500 diyorum, 1000’de olabilir yani. Ondan çok şey öğrendim. Her seyirciye başka türlü oynayan, her seans başka oynayan bir insandı. Seyircinin nabzını iyi tutabilen, taymingi çok iyi. O yüzden benim taymingimin iyi olabilmesinin nedeni de Erkan Yücel’dir. Taymingi ben ondan öğrendim. Seyirciye göre nasıl oynanır, interaktif nasıl oynanır ondan öğrendim. Erkan Yücel Türkiye’nin gelmiş geçmiş en önemli oyuncusu ve hala da öyle. Şimdi Haluk Bilginer’i katarsak işin içine, Haluk Bilginer’e sorduğunuz zaman, size göre en iyi oyuncu kimdir diye Erkan Yücel der, o dönemi yaşamış biri olarak. Erkan Yücel’dir benim hayatımı değiştiren insan.

B.KARATEPE: Unutamadığınız Erkan Yücel ile ilgili bir anınız var mı?

Tamer GÜVEN: Var… Ayrılırken, onu son gördüğüm, son kelime. Biz Erkan abiyle çok iyi ayrılmadık. Şöyle ki, Ankara Halk Tiyatrosu’ndan grup kararıyla bir grup ayrıldık. O ara tiyatronun politikasını beğenmediğimiz için Erkan Yücel’e de 2-3 defa bu politikayı beğenmediğimizi söylediğimiz halde değiştirmediği için, bizim o zaman ki aklımızla, halbuki sonradan öğrendik ki aslında başka birini koruyormuş. Yani kendisiyle alakalı olmayan bir durummuş, biz sonradan öğrendik. Ben gittim dedim ki ona ben grup kararına uyuyorum. Ben buraya sizden bir şey öğrenmek için geldim. Sizden tiyatroyu öğrenmek için geldim. O yüzden de onlarla beraber hareket etmeyeceğim ama grup kararına uyacağım. Ayrılacağım fakat Ankara’da kalmayacağım, onlarla başka bir grup kurmayacağım. Tekrar memleketime dönüp, orada devam edeceğim. Ama sizden beklerdim ki şu 3 sene boyunca 1 defa da olsun bak Tamer şurayı da yanlış yapıyorsun, şurayı da doğru yapıyorsun demediniz. Bana öğretmenlik yapmanızı beklerdim dedim. Bana döndü cevabı şuydu sadece. Çok etkili bir cevap. Son görüşümdür bu. Sen dedi oyunlarda kuliste mi bekliyordun, yoksa sahneyi mi izliyordun? Ben de ona büyük bir heyecanla, olur mu dedim ne kulisi, ben hep sizi izliyordum. Döndü… Evet, ben de seni görüyordum. Benim sana söyleyecek, öğretecek bir şeyim yok ki, tiyatro çünkü öğretilmez dedi. Bu bana büyük bir derstir ve bende mümkün olduğu kadar bunu kullanırım. Tiyatro öğretilebilen bir şey değildir, öğrenilebilen bir şeydir. Bugün çok okuyor, görüyor ve çok üzülüyorum. Öğrencilerim, duayen tiyatrocu, işte ben hocayım diyen arkadaşlarım büyük cahillik ediyor. Tiyatro öğretilebilen bir şey değil, öğrenilebilen bir şeydir. Benim ağzımdan kimse bunu duymamıştır.

B.KARATEPE: Bu güne kadar oynadığınız oyunlar içerisinde, hangi oyun sizi daha çok etkiledi?

Tamer GÜVEN: Kesinlikle “Şahları da Vururlar” Ömer Hayyam rolü. Birinci sıraya onu koyarım. Ferhan Şensoy’un yazdığı bu oyun Türk tiyatro tarihinin tartışmasız dil açısından, politik tiyatro açısından, siyasi analiz açısından en iyi ve en güzel oyundur. Bu oyunda Ferhan Şensoy Acemce’yi, Farsça’yı, Fransızca’yı, Osmanlıca’yı, Türkçe’yi, Kürt diyaleğini, Arap diyaleğini harmanlamış ve ortak bir dil yaratmıştır. Bu orta dünya artık farklı bir dil yazıyor sinemalarda diyorlar ya… Öyle bir dil yazmıştir. İran İslam Devrimini anlatırken, aynı zamanda yapılması istenen Türk İslam Devrimi’nin çabalarını orada göstermiştir. O oyun dolayısıyla Hizbullah tarafından mimlenmiş, tehdit edilmiş ve tiyatrosu yakılmıştır. Ben Ömer Hayyam’ı oynamıştım orada. Ferhan abi çok nadir verir izni… Ferhan Şensoy’un oyunlarına çok zor izin alırsınız. Ferhan abiden bizzat kendim gittim aldım. Bak kimseye vermiyorum. Sana güveniyorum da veriyorum demişti ve bir seyirci de bana, sizden izlediğim bu oyunu Ferhan Şensoy’a gittim söyledim. Çok güzeldi dedim. O da çok memnun oldum demiş. Kendisi izleyemedi ama bir seyircimiz ve onun tanıdığı birisiymiş… benim için de ayrı bir gurur kaynağıdır bu. Mutlaka ölmeden bir kez daha oynamak isterim.

Önce Ferhan Şensoy’un Ömer Hayyam’ıdır, sonra Neyzen gelir, Öğretmen gelir.

 B.KARATEPE: Mezitli Belediyesi Oda Tiyatrosu’nun kuruluşundan bize biraz bahsetmenizi isteyeceğim.

Tamer GÜVEN: Mezitli Belediyesi Oda Tiyatrosu şuan varolan, Mersin’de ki en elit tiyatrolardan biri. Hatta birincisi de diyebilirim. Çok iyi oyunlar koyduk. Kuruluşu şöyle, ben 2014’te Burhanettin Kocamaz Belediye başkanı olduğunda istifa ettim. Şimdi hakkını da yemiyim Burhanettin Bey’in burada bana istifa baskısı olmadı ve bana kal dedi. Doğruya doğru fakat ben bu bir prensip, duruş meselesidir dedim ve istifa ettim. Sonra 2016’da beni Neşet Tarhan çağırdı. Burada bir şehir tiyatrosu kurma çabası olduğunu ve bu konuda nasıl birlikte hareket edebileceğimizi söyledi. Kültür Merkezi’nin açılacağını ve kültür merkezi açıldığında da şehir tiyatrosu istediğini, böyle bir düşüncesi olduğunu söyleyince bende tabiî ki seve seve dedim. O zaman zaten siz Yaşar Uraslı’yla beraber başlamıştınız. Ben sizden sonra geldim aslına bakarsanız. Daha çok idari işler için, Şehir Tiyatroları’nın kurulum aşamalarını bildiğim için Neşet Tarhan o yüzden beni tercih etti. Oda Tiyatrosu’na elinden ne geliyorsa fazlasını yaptı. Çok iyi ve çok da nitelikli oyunlar koyuldu sahneye. Ben de kendisine söyledim görevim ne olursa olsun, şu anda Mersin Büyükşehir Belediyesi’nde Sanat Koordinatörü olarak çalışmama rağmen, Mezitli Belediyesi Şehir Tiyatrosu kurulana kadar devam edeceğimi söylemiştim ve devam ediyorum. Şuan da senin de bildiğin gibi Erkan Uzdur’un yazdığı, Erkan Uzdur ve Gökhan Doğan’ın oynadığı bir oyunun yönetmeniyim. Oyun Aralık ayı içerisinde çıkacak. Yaşar abi Çehov’dan bir oyun düşünüyor. O da bir oyun koyacak sahneye. Yanılmıyorsam gelecek sezonun başında Mezitli Kültür Merkezi’nde, Oda Tiyatrosu daha da büyüyerek devam edecek. Başka arkadaşlarımız geçecek onun başına, başka arkadaşlarımız yönetecek. Çoğalacağız, büyüyeceğiz, sanat her yerde iyileştirecek diye düşünüyorum.

B.KARATEPE: Erkan Uzdur’un yazdığı oyundan biraz bahseder misiniz?

Tamer GÜVEN: Çok güzel bir oyun. Erkan’ın bir tarzı var. Ben Erkan’ı çok severim. Erkan sinemacı, dizi senaristi. Tiyatroya tabiî ki yatkın. Biz daha önce çalıştık onunla, Mersin Şehir Tiyatrosunda 2000’li yılların başlarında. Kalemi çok güçlü fakat şöyle bir şey, mesaj kaygısı yok. Bende yıllar sonra anladım ki ille de mesaj verelim kaygısıyla, çok çabalıyorsunuz ve bu iğreti oluyor. Bu oyunda zaten yazmış iddiasız oyun diye. İnsanlar gelecekler ve bir performans izleyecekler. Ben bu yaştan sonra biraz da performansa taktım. Hem yönetmen hem de oyuncu performansından yanayım. Özellikle Jeanne D’arc’ı oynadıktan sonra, senin performansını görünce kafam daha bir o tarafa gitti. Performans oyunculuğu şart. Kaldı ki en son oynadığınız Peynir’de de ciddi bir performans vardı. Bu oyunda performans oyunculuğu olsun istiyorum. Erkan oyuncu değil, yazar. Ama ben onun oynamasını rica ettim ve çok başarılı. Gökhan zaten bildiğimiz, tanıdığımız bir oyuncu. Daha geçen yıl bir filmi beraber oynadılar, beraber çıkarttılar. Şimdi tiyatroda beraberler. Provalara gidip geliyoruz. Vedat’ta bizim yanımızda… Vedat Yalçın. Vedat yönetiyor aslında, işte bende arada gidiyorum. Yönetmen diye adımı yazdırıyorum. Çok da doğru değil yönettiğim. Vedat yönetiyor desek doğrudur.

B.KARATEPE: Sizin için tiyatro ne anlam ifade ediyor ve kendi görüşünüz, bakış açınızdan bize tiyatronun ne olduğunu anlatır mısınız?

Tamer GÜVEN: Alışveriş. Ben bu sözü ilk duyduğumda çok etkilenmiştim. Sanat da, tiyatro da benim için alışveriş. Bu Ezel Akay’ın sözü, Neredesin Firuze filminden… Alışveriş.

Sizin bir sıkıntınız var ve siz onu paylaşıyorsunuz. O sıkıntıyı alıyorlar, size geri veriyorlar ya da siz alıyorsunuz ve onlara geri veriyorsunuz. Sanat bence bir alışveriş… Hem de güzel bir alışveriş. Bizi mutlu eden bir alışveriş.

B.KARATEPE: Sahnede olmak?

Tamer GÜVEN: O başka bir şey. Şöyle söyleyeyim ben inançlı bir insanım. Eğer bir yaratıcı varsa, insanı ve doğayı yaratan. İnsanın yaratıcı olanlarına da sanatçı diyoruz biz. Kendinden tek şey kattığı ve el verdiği sanatçılar. Onlar da yaratıyor. Sahnede de öyle bir şey hissediyorsunuz. Hani vardır ya doktorlarda, hekimlerde, cerrahlarda tanrı kompleksi. Sanatçıda da vardır o. Hele hele şimdi daha iyi anlıyorum. Sadece oyuncuyken, yorumcuydum ben. Yazarın yazdığı, yönetmenin biçimlendirdiği repliklere can veriyordum, ruh veriyordum. Yine yaratıyordum tabiî ki. Ben zaten ezbere çok sadık biri değilim, kendimden mutlaka bir şey katıyordum. Şimdi yazarlık kısmına geçince iyice bir kendimi havaya soktum. Evet… Orada başka bir şey oluyorsunuz sahnede. Bak sana küçük bir örnek vereyim. Vedat’ta vardı bunu yaşadığımda. Ne kadar farklı bir durumla karşı karşıyayız. Geçen yıl yine bu zamanlar bir kız geldi, affedersiniz dedi. Buyurun dedim. Siz oyuncu musunuz dedi. Evet dedim. Neyzeni siz mi oynamıştınız dedi. Evet, ben oynamıştım dedim. Döndü, baktı boyunuz da çok kısaymış dedi. Çekti, gitti. Yani, şunu anlatmak istiyorum. Sahnede sizi olduğunuzdan daha yüksek, daha büyük, daha ulu görüyorlar. Benim için yeterli olan, değerli olan budur. Belki de gerçek hayatta olamadığımız şeyleri orada oluyoruz. Belki hayattan korkuyoruz, belki insanlardan korkuyoruz. Gerçek insanların bizi kandıracağına o kadar eminim ki, kaçıyorum ben. Sahnede nefes alıyorum. Orada beni kimse dövemiyor. Gerçek hayatta çok dayak yiyorum, evet. Doğru, gerçek o. Çok dayak yiyorum.

B.KARATEPE: Mersin’de sanatı bir değerlendirecek olursanız, nasıl bir değerlendirme yaparsınız?

Tamer GÜVEN: Ben tiyatro bakımından değerlendirebilirim ancak. Çok güzel projeler var ve bunun Vahap Seçer’in gerçekleştireceğini bildiğim için çok rahatım. Bir kere Mersin Şehir Tiyatroları sahnelere bölünecek. Mersin Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları sahnelere bölünecek, Yenişehir Sahnesi, Mezitli sahnesi, Tarsus sahnesi, Akdeniz Sahnesi… Yani ilçelerde de yapılanacak, oralarda da gruplar kurulacak, bu oyunlar haftanın her gününe yayılacak, her biri rink halinde dönecek. Ben Vahap Bey’in 1 dönem için geldiğine inanmıyorum. 2 yada 3 dönem içerisinde bunları bitireceğini ve Mersin’de Şehir Tiyatrolarının en az 10 sahnesi olacağını… Benim beklentim bu. Öyle ya da böyle gerçekleştireceğimize inanıyorum.

B.KARATEPE: Sanatın iyileştirici gücüne inanıyor musunuz? Sizce sanat neden ve nasıl iyileştirir?

Tamer GÜVEN: Hangi duygu daha güçlüdür ya da daha kolay elde edilir? Doğar doğmaz çocuğunuzu seversiniz. Çocuk da annesini sever. Tertemiz, saftır. Yaratımdan itibaren sevgi çok güçlü bir silahtır, eğer savaş olarak, mücadele olarak bakıyorsanız hayata. Sanatın sevgiden ibaret olduğuna inanan bir insanım. İnsanları sevmeyen bir insanın sanatla ne işi olabilir ki. Ben sanatın iyileştirici yönüne sevgiyle bakıyorum. Eğitim olarak bakıyorum biraz da… Benim alanım biraz daha eğitmenlikle alakalı. Ben tiyatronun eğitici olduğuna inanıyorum, hobi olduğuna inanmıyorum. Hobi olarak denildiğinde, tiyatro etkinliği denildiğinde çıldırıyorum. Ve bunu bizim siyasilerimiz çok yapıyor. Çok büyük hata, yanlış. Tiyatro bir eğitimdir ve özellikle ülkemizin son 17 yılında tüm yönetenler tarafından, bütün resmi eğitim kurumları ele geçirilmiş olduğundan dolayı sanat bizim tek çıkış yolumuzdur. Bunu iyi değerlendirmek gerekir.

Sanat tabiî ki iyileştirir. Siz keman çalan bir çocuğun, elinde bıçakla dışarıya saldırdığını görebilir misiniz? Mümkün değil. İyileştirir. %100 iyileştirir. Ruhu iyileştirir. Beyni iyileştirir. Kalbi iyileştirir. Sanatçı insan sorar, sorgular. Mutlaka bir neden arar. İyi bir cerrahtır, gerekirse iyiyi, kötüyü birbirinden ayırabilir.

***

Beni kırmayıp benimle bu söyleşiyi gerçekleştirdiği için, Tamer Güven’e çok teşekkür ediyorum.

***

Buraya ufak bir not geçmek istiyorum. Ufak bir duyuru da diyebiliriz.

Mersin’de “Sanat İyileştirir” adı altında bir proje yürütmeye çalışıyorum. İlk olarak panelimiz 17 Aralıkta gerçekleşti ve o gün Mersin için birbirinden değerli yazarlar kitaplarını imzalayıp, bu proje kapsamında Mersin’de maddi durumu olmayan çocukların sanat eğitimi alabilmeleri ve eğitimcileri ataması yapılamayan gençlerimizden seçebilmek, onlara ufak da olsa bir ışık bir ses olabilmek adına Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneğinde bizim için oluşturulan fona bağışladılar. O gün Mersin’imizin birbirinden değerli isimleri bizlerin arasındaydı. Bana ve projeye verdikleri destek için hepsine teker teker teşekkür ediyor. Sizlerinde desteklerinizi istiyorum. Bu anlamda manen gücünüz benim için çok önemli ve değerli. Bunun için bana facebook kişisel hesabım Basak Karatepe’den ya da facebook sayfamız “Sanat İyileştirir” den ulaşırsanız çok sevinirim.

Gelecek hafta yeniden görüşebilmek dileğiyle…

Sanatla ve hep dostça…

Sevgilerimle…