Özgür olmak!

Şöyle elini başına yaslayıp, ‘Ben ne kadar özgürüm’ diyen var mı? Belki de vardır. Gerçekten biz özgür müyüz? Biz ne dışsal, ne de içsel olarak özgürüz. Özgürlüğü sadece beynimizin içinde yaşıyoruz. Korkuyoruz ve korkularımızın esiri oluyoruz.

Özgürlük konusunda en güzel örneği Laurent Gounelle vermiştir. 

İkinci Dünya Savaşı sırasında toplama kamplarından kurtulanlar üzerine çok araştırma yapıldı. Bunlardan biri, hayatta kalanların hemen hemen hepsinde ortak bir özellik olduğunu gösterdi: Kendi kafaları içinde özgür kalmak.

Örneğin gün boyu yiyecek küçücük bir ekmek parçaları varsa, kendilerine şöyle diyorlardı: Bu ekmeği dilediğim zaman yemekte özgürüm. Onu ne zaman ağzıma atacağımı seçmekte özgürüm.

Peki biz ne zaman özgürüz?

***

Ne çok ölü düşün var senin

Kırık dökük

Gerçeklerin üşüşünce düşüncene

Ne çok canlı acın var senin

Bölük pörçük gerçeklerin inince içine

Ne çok katı kanın var senin

Ne çok diri ölün var senin

Param parça yaşamın bastırınca bakışına

Ne çok akan kanın var senin…

Ne çok yiten anın var senin

Delik deşik yaşamın ulaşınca durağına

Ne çok biten anın var senin

Ne çok halin var senin…

Oruç Aruoba