KADININ TOPLUMDAKİ YERİ;

  KADIN CİNAYETLERİ, İNTİHAR  VE SEBEPLERİ.3

Kadın intiharlarındaki artış kadınların umutsuzluğunun, çaresizliğinin artışıdır.

‘Bu tablo şiddet, işsizlik, yoksulluk, eşitsizlikle katmerlenen umutsuzluk karşısında bir çığlık’

Kaçı gerçekten intihar,kaçı cinayet ?

İntihar eden kadınların önemli bir bölümü yoksul kadınlar, büyük şehirlerde yaşamıyorlar. Şiddet, baskı, yoksulluk, işsiz kalma (atılma, atanamama) gibi intihar nedenleri sıralanıyor haberlerde. Ayrıca kocasını yaralayan bir kadının hayatta kalmayı başarma deneyiminden öğreniyoruz ki; aslında kocası tarafından ilaç içirilerek intihara zorlanmış. Bu bilginin kendisi dahi intiharların kaçının gerçekten intihar olduğunu, kaçınınsa cinayet olduğunu sorgulatıyor bizlere.

Ölümlerin bir bölümünün intihar kılığına sokulmuş cinayetler olduğunu tahmin ediyoruz. İntihar olanlar içinse o kadınların ölüme ilişkin bir tercihte bulunduğunu söylemek çok zor. Çünkü kadınların seçenekleri dar alanlara hapsediliyor genel kabullerce.

Kadınların, hayatı, anlamını sorgulayıp varoluşsal çatışkılarını gündem ederek, ya da salt yaşadığı psikolojik zorluklar nedeniyle kendilerini öldürmediklerini anlamak için ülkeyi tanımak ve bu haberleri ard arda okumak yeterli oluyor.

İntihar edenlerin genellikle erkekler olduğu, kadınlar intihardan söz ettiğinde kendi gerçeğini ‘abarttığı’, ilgi çekmek ihtiyacında olduğu ve intihar girişimlerinin ya da söz ettiği intihar düşüncelerinin ciddiye alınmaması gerektiği gibi yaygınlaşmış görüşler var.

Haberlerden veya duyumlarımız yaptığım araştırmalar gösteriyor ki, örnekler bu yaygın kabulleri de sarsıyor.

Sadece ağustos ayında intihar eden kadınların seçtiği yöntemlere bakalım; zirai ilaç içme, kendini asma, bileklerini kesme… Hepsi sonuç almaya dönük girişimler ve intihar eylemlerinin önemli bir bölümü de ölümle sonuçlanıyor zaten. Bu durum bize kadınların intihar düşüncelerini, ifadelerini ciddiye almanın önemini anımsatırken, yaygın kabullerdeki cinsiyetçi algıyı da bir kez daha ortaya seriyor.

Bu haberleri okumak dahi zor. Ama bir ölüm gerçeğinin gözlerinin içine bakar gibi okumayı başarıp üzerine düşündüğümüzde bazı sonuçlar da beliriyor beraberinde. Sıralamak belki anlatmayı kolaylaştıracaktır.

Artış, kadınların umutsuzluğunun arttığına işaret

* Kadın intiharlarındaki artış kadınların umutsuzluğunun, çaresizliğinin artışıdır. Baskının, şiddetin artışının habercisidir. Her bir intiharın nedenlerini araştırmak üzere peşine düşmek ilgili bakanlıkların sorumluluğundadır. Nasıl ki iş yerinde ölen bir işçi için ihmal, şiddet, cinayet olasılıkları aklımıza geliyorsa evinde ölü bulunan her kadın içinde cinayet olasılıklarına ilişkin titiz incelemeler yapılmalıdır.

İşsizlik, yoksulluk şiddeti katmerlendiriyor, kadınlar üstündeki baskıyı arttırıyor

* İşsizlik ve yoksulluk arttığında, eşitsizlikler belirginleştiğinde sürecin zorluğunu en yoğun biçimde yaşayanlar kadınlardır. Genel işsizlikteki artış kadın işsizliğinde ki katmerli artış, toplumdaki genel yoksullaşma kadınların misliyle yoksullaşması anlamına gelir.

Yoksul ve işsiz bir kadının şiddetin ve baskının muhatabı olma olasılığı daha da yüksektir.

Zorlu yaşam koşullarının varlığı elbette psikolojik sorunları beraberinde getirir. İntiharların nedenlerinin araştırılması gerektiği gibi ruhsal sıkıntıların da nedenlerinin araştırılması gerekir.

Oysa özellikle kadınlar söz konusu olduğunda (çünkü iş gücüne katılım ve iş gücü kaybı ya da sağlık maliyeti olarak sağlık sorunları verilerde yer buluyor genellikle) gerekli araştırmaların yapılmadığı hepimizin malumu. Bu nedenle kadınlara ücretsiz ve kadından yana ruh sağlığı hizmetinin ulaştırılması elzem görünüyor. Ancak nedenleri ortadan kaldırılmadan psikolojik sorunların çözülmesinin mümkün olmadığı da unutulmamalı.

Örneğin kişinin değer görmediği, üretkenliğinin önlendiği, sevgi ve kabule dayalı ilişkilerin içinde olmadığı bir durumda depresyonu tedavi edilebilir mi?

Ya da sürekli şiddet tehdidi (psikolojik, ekonomik ya da fiziksel olarak) altında bulunan bir kadının kaygı bozuklukları ortadan kalkabilir mi?

Olanaksız. Alanda çalışan ve kadınlar için bir şeyler yapmak isteyen ruh sağlığı uzmanları için en büyük zorluk hastalarının, danışanlarının sevgisiz ve şiddet dolu evlerden uzaklaştırılamamasıdır.

Böylece kadınların yaşadığı çaresizlik onlarla çalışanlara da yansır. Kendini çaresiz hisseden bir insan topluluğu oluşturabilir.

Bu durumdaki mağdur duruma düşmüş kadınların,psikolojik tedaviye, sevgiye, şefkate hayata dört elle  sarılmaları  için öz güvenlerini dirençli tutmaları için destek aynı zamanda da  ekonomik açıdan  desteklenmeli  ve kadın sığınma evlerinde koruma alına alınmalı.

Bu konuda sosyal devlet üzerine düşen görevi kurum ve kuruluşlarıyla yerine getirirken , Ülkede bu tür vakıaların  önüne geçilmesi için acil önlem paketinin uygulanması lazım.

Bu konunun uzmanlarına, sivil toplum örgütlerine, üniversitelere ve  Aile ve sosyal politikalar bakanlığı  çalışanlarına büyük görevler düşmektedir.

Tek temennim ülkemde  intihar ve cinayetlerin  bin an önce son  bulması dileğiyle…

Sağlıklı ve huzurlu günleriniz olsun.

Selam ve saygıyla                                                                                    

Ömer Lütfü Kalender