İNSAN OLDUK, ADAM OLAMADIK VESSELAM..!

Ana rahminin cennet olarak saydığımız, hiç bir marketin bulunmadığı, ama her türlü vitaminin olduğu, kirli denizin olmadığı berrak suların bulunduğu, bir kordon bağıyla her şeyimizin temin edildiği bir dünya!

Ana olmak bir nimet, bir şans anne adayı olmak bir güzelliktir.

anneler için.

Baba olmak , bir nimet , bir hikmettir ,bir kudrettir aile için.

Baba adayı olmak , mutluluğun eşiğine adım atmaktır.

Annesi, babası,bacısı eşi, kardeşi olanlar , kıymetini bilmeli.

Öldükten sonra ,ah vah demeleri ne zekat yerine , ne de dua yerine geçer bu dünyada.

Gelelim konumuza.,,,,

Gerek devlet kurumlarında, gerekse özel kurumlarda.

Amirlerin (idarecilerin) idarecilik vasıflarını taşımaları

alt birimde çalışanlarını korumaları, motive etmeleri, ayırımcılık yapmadan şefkatlerini göstermeleriyle ölçülür.

Her kes idareci olur bir vesileyle , ama idarecilik yapamaz.

Hak ,hukuk denen adalet terazisinin ibresine dikkat etmedi mi bu kişi bana göre, değil amir, insanlık vasfını yitirmiş , vasıfsız bir varlıktır.

Gelelim ÖZEL kurumlara.,,,

Asgari ücretle çalışıp, kendine, ailesine çocuklarına katkıda bulunmak isteyen, bunun karşılığını alamayan bir insanın yapması gereken ilk iş nedir?

Patronundan hakkı olan parayı istemek.

Eğer bu kişi bir bayansa, patronu tarafından tartaklanıp kapı önüne koyulmayı bir tarafa bırakın , birde fiziki şiddet görüyorsa, kafası taşla kırılıyorsa, bu patron denen insan müsveddesine karşı fiziki gücü de yoksa, ADALETTİ nerede aramalı.***

Sosyal devlet, tüm özel kurumlara , çalıştırdığı eleman sayısı kadar, bir ay öncesinden anlaşmış olduğu bankaya paralarını yatırmaları , hiç bir elemanın , işverende hak ettikleri paraları

Kalmaması için bir kanun çıkartmaları gerekir. ki, ADALET sistemindeki çark dönsün…..

Şimdi; İstanbul da yaşanan erkek işverenin , bayan çalışanına yapmış olduğu bu maddi ve manevi zulmün, Adalet’in hangi terazi kefesine koyarsanız koyun.

İşvereni haklı kılmaz.!

Bu işverenin anasına, bacısına , aile fertlerinden birine bu şiddet uygulansaydı, tepkisi ne olurdu.

Soruyorum , sözde işveren, işçinin maaşını yeme hakkını sana kim verdi, kadına şiddetti hangi kanun verdi. Sen kanundan üstün bir şahsiyet misin?.

Yazıklar olsun sana ve senin zihniyetinde olup hak yiyenlere.

Seni, hiç bir mazeret , bu durum karşısında

Çalışan işçi, emekçi bir annenin, gördüğü zulmü karşısında haklı çıkartmaz..!

ADALET buysa, ben bu yer yüzünün adaletini sevmiyorum.

Hz. Ömer’in adaleti bu zulüm karşısında, sabahlara kadar defteri kebirlere dolu, dolu kanunlar yazardı.

Kadına, annelere, çocuklara, hayvanlara yapılan şiddeti ve istismarı ve ormanlarımız yakıp yağmalayanları şiddeti kınıyorum.,

Bu konuda , devletimizin caydırıcı kanunlar çıkartacağına ve uygulayacağına inancım tamdır.

Öğretmen tarafından okula davet edilen veli, iki oğluyla beraber öğretmenin konuşmasına fırsat vermeden okul bahçesinde yere yatırılarak tekme tokat dövüldü.

Şimdi; soruyorum bu veliye; Seni ,karakoldan veya jandarmadan çağırsalardı, seni çağıran kişiye konuşma hakkı vermeden iki oğlunla beraber dövme cesaretini gösterebilir miydin? Sıkar biraz:

KALEM , stetoskop.,enjektör, neşter tutan, eğitimde şifa, sağlıkta şifa dağıtanları dövme cesaretini kim verdi sizlere.

Bu şiddeti uygulayanlar cezasız kalacaksa. !

Bu ve bu zihniyetteki veliler ve şeref yoksunu insanlar çocuklarınızı göndermeyin okula….!

Diğer taraftan Diyarbakır da yapılan bir sosyal deneyde,

Diyarbakır halkının yapmış olduğu misafirperverlik ve cömertçe, Diyarbakırlılara yakışır bir davranış sergilemeleri de gururumuzu okşamıştı.

İşte , iki tezat davranışı sergileyen Diyarbakırlı.

”Yanlış hesap Bağdat’tan döner” derlerdi….

Maalesef Bağdat’ı da vurdular…!

Adaletin şaşmayacağı bir dünya için, adaleti arayanların yanında olalım.!

Selam ve saygıyla

Kalenderce…..

Ömer Lütfü Kalender