İnsan olabilmenin bedeli!

“Bu dünyanın daha fazla başarılı insana ihtiyacı yok.

Aksine bu dünyanın acilen ve her türden barışçı, iyileştirici, onarıcı, öykücü ve sevgi dolu insanlara ihtiyacı var.”

Dalai Lama

***

Eşitlik bilinciyle yetişen birey, kendi özgürlüğünü, ötekinin esareti pahasına yaşayamayacağını, toplumsal ilişkilerin kardeşlik sevgisiyle ancak sağlıklı ve sağlam olacağını… Yoksa tarih denilen şeyin sürekli öç alma rövanşının kronolojisine döneceğini insan iliklerine kadar hissediyor.

Hepimiz sözde inançlıyız. Kutsal kitapları okumuşsuzuz belki de.  Tüm kutsal kitaplar öldürmeyeceksin, çalmayacaksın, yalan söylemeyeceksin, küçüklere sevgi ve büyüklerine saygı göstereceksin diye özetlenebilecekken, insanoğlu özü atlayıp, hatta öze aykırı her şeyi siyaseten yapıp,edip, kendi yarattığı şekli bu denli yüceltirken, yaşamlarımızın en kırılgan alanı, inanç olgumuzu bu denli hunharca maddi çıkarlarına alet ederken, kendini nasıl insan olarak tanımlayabileceksin.

Oysa sevmek bir yüceltme eylemidir.. Yüceltilenin, yüceliği aslında sevenin kendi özünde gizlidir..

Sevgi öz’dür.

Sevgisizliğe, insanlık karşıtlığı eylemlerine tepki önemlidir… Kötülük karşısında toplumun ortak bir karşı duruş göstermesi, insanın insanlaşmasını, kendi konumunun bilincinde olmasını sağlar, en kötü durum üç maymunu oynamaktır.

İnsan, Habil ve Kabil’den beri herhalde en vahşi yaratık. Kadın ,çocuk, hayvan yada gücü kime yeterse öldürüyor, kölesi yapıyor, belli alana hapsedip sömürüyor..Bu yeni değil,varoluştan beri böyle..