Başkalarından çok kendimizi gözlemleseydik; yolculuklar daha değerli, gönüller daha mutlu ve uyumlu olurdu… Sanki….
İnsanın insana kıyısı yok.
Her dalgası kendinde kırılıyor…
Her şey sende başlıyor
Sende bitiyor..
Mark Twain’nın dediği gibi, “İyi arkadaşlar, iyi kitaplar ve başını yastığa koyunca uyuyabilen rahat bir hayat, bir vicdan, işte ideal hayat. Herkesin böyle bir hayattan nasiplenmesi en büyük dileğimdir.
İdeal bir hayatla ilgili bir yerde okuduğum bir yazı beni çok etkilemişti. Yazı Albert Einstein ile ilgiliydi ve bu yazı beni oldukça etkilemişti. Bende bugün bu yazıyı sizinle paylaşmak istedim. Çünkü bu yazıda herkes kendini bulabilir.
Albert Einstein, Japonya’ya gitmişti. Otelde kalıyordu ve otel çalışanına bahşiş vermek istedi ancak, Japonya’da bahşiş kültürü yoktu. Bahşiş vermeyi bazen hakaret gibi kabul ederlerdi.
Emekçi de, “Bu işimin bir parçası, ben maaşımı alıyorum” dedi ve bahşişi kabul etmedi.
Einstein bunu bilmiyordu.
O günde Nobel ödülü alacağını öğrenmişti ve görevliye, ” Sevincimi paylaşmak istiyorum, bahşişi kabul etmiyorsunuz ama müsaade ederseniz size bir hatıra vereyim” dedi.
Otel odasındaki kağıt ve kalemi aldı bir not yazdı.
Albert Einstein diye imzaladı.
Japon emekçi bu notu ömrünün sonuna kadar sakladı.
Öldükten sonra torunu, açık artırmaya çıkardı ve o notu 2017 yılında bir milyon 600 bin dolara sattı.
Einstein Tokyo Imperial Hotelinde, o kağıda şu cümleyi yazmıştı;
“Mütevazı bir hayat, şuursuz bir başarı peşinde koşulan huzursuz bir hayata göre, daha çok mutluluk verir.”
Bu cümleyi gerçekten anlamanın edebi, 1.600.000 dolardan daha yüksektir.
Mutluluk pazar da satılmıyor.
Belki iyi bir yatak satın alabilirsiniz ama, huzurlu bir uykuyu satın alamazsınız.
Belki en pahalı güzel bir ev satın alabilirsiniz ama mutlu bir yuvayı satın alamazsınız.
İdeal mutluluk, elinizdeki değerlerin, değerini bilmektir.

