İçimdeki çocuk!

Her sabah bir çocuk uyanır içimde.

Her şeye inat gülümseyerek.

Umursamadığımdan değil, duyumsadığımdan hayatı.

Hesapsızdır yaşamak, alıp verdiğim nefes bile emanetken.

Ve ekler…

Daha son sözü söylemedi hayat;

Belki yarınlar, mutlu sonlar var?

NazımHikmet

***

Her insanın içinde bir çocuk vardır. Bazen haylaz, bazen duygusal, bazen şımarık, bazende uysal..Bu içimizdeki çocuk zaman geçtikçe o homojenliğini yitiriyor ve banallaşıyor. Banallaştıkça da çirkinleşiyor ve bencillik, bana necilik, vurdum duymaz biri oluveriyor birden. Keşke bu da olsa amnenna dersin ama ilerledikçe içindeki canavar dışarı çıkıveriyor. Sonra bu canavar birilerinin emekle büyüttüğü, zor şartlar altında okuyup, büyüttüğü, onun daha iyi olması için çabaladığı o güzelim fidanı elinden alıveriyor. Bu kadar basit olmamalıydı.

Eril düzeni erillere şikayet etmenin çözüm olmayacağını görüyoruz. O yüzden kadınlar lütfen elin psikolojik sorunlu, yetersiz adamlarının manyaklıklarını, sevgi sanmayın. Bu adamları koca, baba yapmayın. Psikolojik ve maddi anlamda evlat yetiştirebilecek yeterlilikteyseniz çocuk yapın. Kocanızın, oğlunuzun bedeniyle, kendinizi özdeşleştirip, diğer kadınları onların diliyle aşağılamayın.Sonuç olarak, hayatınızdaki adamlar hiç bir yerin paşası, prensi değil. Tek başına karnını doyurabilenin takdir edildiği bir insan türü… 21.  yy da cehalet çoğumuz için kader değil, bilinçli kötülüktür…İçinizdeki çocuğu kirletmelerine izin vermeyin..Tıpkı Nazım’ın dediği gibi; Her sabah bir çocuk uyanır içimde.

Her şeye inat gülümseyerek.