Hikaye anlatmak!

 

Bazen kocaman bir hikayeyi tek bir cümlede anlatmak gerekir…Bir nefeste, bir çırpıda belki de….Tıpkı çamurun beden ve ruh bulduğu gibi…

Küçükken, büyüklerimiz bize hikaye anlatırlardı ve biz o hikayelerle mutlu bir şekilde büyürdük. Çünkü kendimizi hikayenin kahramanları arasında görüyorduk. Sonra biraz büyüdük ve insanlar kendi hikayelerini anlatmaya başladı. Başarısız olan hikayelerde vardı. Biraz biraz daha büyüdük ve bu kez siyasetçilerin hikayelerini dinledik. Yerine bir türlü getirilemeyen vaatler gibi. Yani biz büyüdükçe kahramanı olduğumuz hikayelerin yerinde, şimdi yokları oynuyoruz. Mutsuz, üzgün, hayal kırıklığına uğramış ve umutlarını yitirmiş bireyler olarak.

Peki neden oluyor tüm bunlar? Nedeni çok basit, insanların kazanma hırsı, egosu, bencilliği, güç zehirlenmesi gibi…Bu zehirlenmelerin etkisi bizi de etkilemeye devam ediyor. Keşke hayat eski hikayelerdeki gibi güzel ve mutlulukla devam etse. Ama yaşadığımız yüzyılda artık bunun mümkünü görünmüyor. Savaşlar, hastalıklar, insanların vurdumduymazlıkları bizi dibe doğru götürüyor. Her gün farklı hikayelerini yaşadığımız bu hayatın, bize pekte olumlu bir getirisi görünmüyor.  Artık siyasetçilerin hikayelerine karnımız tok…

Kendi hikayemizi yazma zamanı geldi.