Cuma , 8 Kasım 2019

Hadi koş, koşabildiğin kadar!

Hayal kırıklıklarını bağla…

At kuyulara….

Al boyalarını fırçanı….

Çöz Atını…

Koştur yeni uzaklara….

Dilediğin renge boyamaya…..(Alıntı)

*****

Hani koşmayı çok severiz ya,  alabildiğince koşarak, alabildiğince özgürce, sevgi yükleyerek yüreklerimize, pusatlarımıza acıyı değil, güzellikleri yükleyerek..

Birbirimize güzel ve sevgi ile, aşkla bakarak boyayabiliriz gökyüzünü yeniden maviye. Mavi her zaman özgürdür, hüzündür, umuttur ve yarındır. Barış ve kardeşlik kadar güzel bir şey olabilir mi? İnançlarımızda da yer alır barış, kardeşlik. Tanrı der ki; komşunu kendin gibi seveceksin, düşmanını affedeceksin…

Ama biz kendimizi her şeyden üstün tuttuğumuz için, affetme yerine, kindar, intikamcı, kirli ve gizli hesaplar yapan olarak deriz ki; Tanrı affeder, ben affetmem…

İşte böylesine kibirli, böylesine acımasız, sevgi yoksunu insanlar olarak topluma, gençlere, çocuklara, ailemize ne verebiliriz? En kötüsü de çocuklarımıza ne verebiliriz? Çocuklarımız bu nefretin, bu acımasızlığın, sevgisizliğin bedelini neden ödesin.

Neden savaşlar bitmesin, neden ülkeler barış içinde yaşamasın, neden renklerin, inançların farklılığı zenginliğimiz olmasın….

Keşke dünyayı çocuklar yönetse, keşke dünyayı analar yönetse, o zaman ne öldürme olur, ne de savaşlar. Hoşgörü, barış, kardeşlik olur…

Neyse biz yine de koşalım, koşabildiğimiz kadar, savaşın, şiddetin, ölümlerin, açlığın olmadığı yere kadar…Koşalım ki, dünya yeniden renga renk olsun, ölüm kokusu yerine çiçek kokuları, sevgi, aşk kokuları olsun..