Pazar , 26 Ocak 2020

KÖŞE YAZARLARI

ELAZIĞ SON OLSUN!

“Gakkoşlarıma” geçmiş olsun,başsağlığı dileklerimle,bu son olsun derim ama deprem gerçeği de ortada.Kadere bakın ki yıl 1966,ben Elazığ Mezre Ortaokulunda(VALI Cahit Kıraç la aynı okulda)okuyorum. Sıcak bir ağustos günü idi.Keban yolu üzerinde bir tarlada koşturuyoruz. Bir anda yer altımızdan kaydı. Gürültü bizi çok korkutmuştu. Çocukluk işte ne olduğunu bilememiştik.Sonra ajans haberlerinden öğrendiğimize göre komşu Muş ilimizin Varto ilçesi yerlebir olmuştu. Ve ... Devamını Oku »

Mersin neden kendi markalarına sahip çıkmaz?

Mersin öyle enteresan bir yer ki, adeta küçük Türkiye…nankörleri mi desen, yalakaları mı desen, adam satanları mı desen, çıkarı için her şeyi yapabileceklerini gördüğünde susanları mı desen… Türkiye ve Mersin harika yerler. Doğal yaşamı, doğal güzellikleri ile harika bir yer. Bu harika yerin, harika değerleri ve markaları var. Bu markalardan birisi Arbella Makarnaları…Dün ev yemekleri yapan bir yerde yemek yerken ... Devamını Oku »

Bir şeyleri dilemek!…

Ne diliyoruz acaba? Bilmeyi mi? Herkesin bizi takdir etmesini mi? Ne arıyoruz acaba? Kendimizi kanıtlamayı mı? Hep kaygılar içinde bir yerlere gelmeyi mi? Ne için kapı çalıyoruz acaba? Ne kadar önemli olduğumuzu birilerine göstermek için mi? Yoksa bu önemi kendimize göstermek için mi? Peki, ya esas dilememiz gerekenleri, sormamız gerekenleri diliyor, soruyor muyuz? Esas çalmamız gereken kapıyı çalıyor muyuz?…Yok ama ... Devamını Oku »

SÜLEYMAN’IN MÜSVEDDELERİ-KÖR ETTİ GÖZLERİNİ…

               Yanıp sönen bir ışığın ardıydı. Hissedip duruyordum önümde belirenleri… Arkadaysa koca şehrin durgun yanan ışıkları… İki küçük taş attım denize, attığım taş kadar halka belirmedi gökyüzünde ya da geceydi görmedi gözlerim.         O gün bir sese dalmıştı gözlerim. Küçük kırmızı bir nokta gibi hareket eden o ses gitmiyordu gözümün önünden. Ses görülmez demeyin. Her duyumun hissiyatı kalbin atışıyla ... Devamını Oku »

KADER GAYRETE AŞIKTIR

Herkes bir şey konuşur nasılsa! Bazen sen bile bilmezken bir anda içinde yaşadığın durumu, neyi, neden yaşadığını ve nereden geldiğini bile anlamazken, herkes her zaman çok iyi anlar, bilir. Acılarını, kederini, hüznünü, sevincini nasıl neden mutlu olduğunu neden üzüldüğünü içine neden attığını ve attıklarınla nasıl savaştığını bilmeden konuşmayı çok iyi bilir ama. Duygularınla alabora olmuşken, senin mantığının da yerine geçer ... Devamını Oku »

Herkesi öldürüyoruz!…

“Herkesi öldürüyoruz, sevgili dostum, kimini kurşunlarla, kimi sözlerle, kimini yaptıklarımızla, ve kimini de şimdiye kadar yapmadıklarımızla”… Dostoyevski ***** Dostoyevski’nin ‘Herkesi öldürüyoruz’ cümlesini hayatın hangi alanına oturtursanız, cuk diye oturur. İçimizdeki ego, bencillik, bananecilik, hırs, öfke, kin bizi bitiriyor. Bunları içimizde yaşattıkça, gerçekten ilk olarak kendimizi öldürüyoruz. Duygularımız, düşüncelerimiz, içimizdeki sevgi ölüyor ve yerine bambaşka bir insan çıkıyor. Dünyayı kana bulayan ... Devamını Oku »

Hrant Dink!..

…Gerçekten de, diyelim, varsıl olmak, iyi bir aileden gelmek, eli yüzü düzgün olmak, fena bir eğitim almamış olmak, aptal olmak, hatta iyi yürekli olmak, ama aynı zamanda hiçbir yeteneği, hiçbir özelliği, hatta hiçbir tuhaflığı olmamak; kendine özgü hiçbir düşüncesi olmamak, tümüyle ve kesinlikle “herkes gibi” olmak… ne çekilmez bir durumdur ! “ Budala – Dostoyevski Dün Hrant Dink’in öldürülüşünün 13.yıldönümüydü. ... Devamını Oku »

Yoksul ve zengin!..

1980 öncesi Türkiye’de sağ ve sol görüşlü insanlar vardır. Birde zengin, orta direk ve yoksul. O zamandan bu zaman değişen şey, sağ, sol ve orta direk gitti. Sadece yoksul ve zengin kaldı. Eskiden insanlar düşünürdü, kitap okurdu, zaman zaman tiyatroya, operaya giderdi. Şimdi insanların tek düşündüğü şey, evine nasıl ekmek götürmek. Maaşlara yapılan zamların onda biri kadar keşke gıda, ulaşım, ... Devamını Oku »

Tatlı dil!…

Yazıma klişe bir sözle başlamak istiyorum. Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır…Gerçekten dilin önemi çok büyüktür. Yapıcı da olabilir, yıkıcı da. İnsanlar dili, istediği gibi kullandıkları için, dilin ayarı bazen bozuluyor. Tıpkı siyasetçilerin her seçim öncesi verdikleri sözler gibi ve seçim sonrası yaptıkları gibi. Sorsan niye oy verdin? Valla iyi konuşuyordu, güzel vaatleri vardı. Nerden bileyim beni kandıracağını. Kandırmak derken, siyasetçilerin ... Devamını Oku »

SÜLEYMAN’IN MÜSVEDDELERİ-NEDEN TİYATRO!

Evet, bu aralar bana söylenenler arasında bu cümle çok geçiyor. Özellikle etrafımdaki insanlar atanınca, düzgün maaşlı bir işe girince bana bunu söylüyorlar. Neden tiyatro; saçma, parası da yok. Git düzgün bir işe gir hobi olarak yine tiyatro yap. Hani dizi de para kırsan yine tamam ama o da yok… Neden mi tiyatrodayım? Cevap basit…        Ben bu hayatta sadece bir ... Devamını Oku »