Salı , 10 Aralık 2019

ALGIDAKİ SESSİZLİK!…

Herkes her şeyi biliyor, kimse kimsenin umurunda değil ama hayat varsa yaşamaya devam… Bu nedir ya? Yaşa yaşa da; gözleriniz var görmüyor, kulaklarınız var duymuyor kalbiniz var hissetmiyor. Bu nasıl yaşamak? Bir başkasına kör olmak, sağır olmak, duygusuz, kalpsiz olmak ne demek? İnsanın insana yaptığını, sokaktaki ‘hayvan’ dediğimiz yapmıyor! Bu nasıl yaşamak? Hadi gel bana anlat… Çağın en büyük hastalığı bu bencillik, ‘amann banane’ duygusu. Bu hayata geliş misyonumuz olamaz. Empati kurmalı, her türlü kötülüğe sessiz kalınmamalı. ‘Kendimi kurtarım da gerisi önemli değil’. Değil işte o iş öyle değil! Her gün ‘acaba’ diyorum bu düzen değişecek mi?  Dua ediyorum insanlığımız için,  insanın insana yüreğindeki o bilemediği merhamet duygusuyla yaklaşması için, kendi yerine koysun da görsün ve anlasın diye. O kadar ucuz yaşamamalıyız. Bir insanın kendine verebileceği değeri, bir başkası hiçbir zaman veremez. İnsan önce kendi kıymetini bilecek ki, insanlığın ne demek olduğunu çözsün. Kendi kıymetini bilen, herkesin kıymetini bilir. Bir gün hayatımız hiç bilmediğimiz bir şekilde son bulacak. Böyle de bir gerçek var!!! Peki, neden bu süreçte hayatımızın içine güzellikleri, sevgi ve saygıyı, değer vermeyi yerleştiremiyoruz.  Neden hep içimizdeki kötülük, bencillik, vefasızlık derinlere kadar iniyor.Acı çekmiş insanlar bu hayatın kıymetini ve insan gibi yaşamayı daha iyi biliyor nedense. Koca profesör karısını dayaktan öldürüyor, tinerci enkazdan çocuk kurtarıyor. Dilenci topladığı parayla sokak hayvanlarını besliyor. Din adamı sapık çıkıyor, hayat kadını böbreğini bağışlıyor. İnsanları statüleriyle aşağılamak ya da yüceltmek yerine kalplerine bakmayı deneyin demiş Haluk Bilginer. Herkes her şeyi bilmesin ama herkes herkesin umurunda olsun hayat varsa böylede yaşamaya değer…