Ağrı algısında psikolojik faktörlerin önemi

Fizyoterapist Hasan Ali Tetikoğlu, ağrı algısında psikolojik faktörlerin önemine dikkat çekti.

SELDA YELİZ KÖŞ

Tetikoğlu, “Ağrı, kişinin günlük yaşamındaki faaliyetlerini ve aktivitelerini kısıtlayan sıkıntı verici bir histir. Genellikle, vücudumuzda yolunda gitmeyen bir şey olduğu konusunda bizi uyarmaya yarar” dedi.

Fizyoterapist Hasan Ali Tetikoğlu, “Uluslararası Ağrı Araştırmaları Derneği (IASP) ağrıyı “gerçek veya olası doku hasarına eşlik eden veya bu hasar ile tanımlanabilen, hoşa gitmeyen duyusal ve emosyonel deneyim” olarak tanımlamaktadır” dedi.

Tetikoğlu, “Bu tanım da, ağrının sadece biyolojik nedenler sonucu ortaya çıktığı ifade edilmektedir. Malzack ise ağrıyı; duyuları, duyguları, düşünceleri, davranışları ve sosyal/çevresel etkileri içermektedir ve bunların hepsi birbiri ile etkileşim içindedir şeklinde tanımlamıştır. Ağrı; akut ağrı, sürekli ağrı ve kronik ağrı olarak üç gruba ayrılmaktadır. Akut ağrı, ani başlangıç gösterir. Kişiler belirgin bir huzursuzluk içindedir ve üç aydan daha kısa sürede sonlanır. Kronik ağrı ise altı aydan fazla devam eder . Ağrı uzadıkça, hormonal ve metabolik fonksiyonlarda bozulmaya neden olup bağışıklık sisteminin baskılanmasına yol açar. İleri dönemde fiziksel hasar yaratır. Aynı zamanda depresyon, aile ve evlilik problemlerine de neden olabilmektedir. Araştırmalara göre dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 40’ı kronik ağrı çekmektedir. Ağrı probleminin aynı zamanda dünyada her yıl 700 milyon iş günü kaybı ve 60 milyar dolar maddi zarara yol açtığı bildirilmektedir. İnsan biyopsikososyal bir varlıktır ve kronik ağrının biyopsikososyal bir bütünlük içinde ele alınması önemlidir. Biyopsikososyal kuramını açacak olursak; ağrı sadece biyolojik bir olgu değil, aynı zamanda sosyal ve psikolojik boyutlar da içermektedir. Biyolojik unsurlara örnek verecek olursak; dokularımız, organ sistemlerimiz ve bağışıklık sistemimiz olabilmektedir.Sosyal unsurlara örnekler; gelir düzeyimiz, aile ortamı ve kültürümüz olabilmektedir. Psikolojik unsurlara örnekler ise ; kaygı düzeyimiz ve stres düzeyimiz olabilmektedir. Yapılan araştırmalara göre ağrı süreçlerinde psikolojik faktörlerin de rolünün olduğunu kanıtlanmıştır. Kronik ağrılarda multidisipliner tedavi yaklaşımının önemi büyüktür. Ve biz fizyoterapistlerin de doğru egzersiz programıyla ağrıların tedavisinde önemli rolü vardır. Birçok araştırma bize egzersiz ile kronik ağrının azaldığını göstermektedir.Egzersizler, mutluluk verici ve ruh halini iyileştirici dopamin ve serotonin gibi bazı hormonların salgılanmasına neden olarak psikolojik açıdan iyilik hali sağlamaktadır. Ayrıca egzersizler ile ağrı sinyallerinin beyne ulaşmasını engelleyebilen vücudun doğal ağrı kesicileri olan endorfin hormonunun salgılanmasını arttırmak mümkündür.

Kronik ağrıların bir anda başlamadığı gibi bir anda bitmesi de zordur. Bu nedenle egzersiz programı için mutlaka fizyoterapistlere danışılmalıdır.Böylece egzersizler fizyoterapistler eşliğinde kişiye özel hazırlanıp uygulanmaktadır” diye konuştu.