Çarşamba , 19 Aralık 2018
Yaşanılan olaylardan sektörümüz olumsuz etkileniyor

Yaşanılan olaylardan sektörümüz olumsuz etkileniyor

Yüksel Lojistik firmasının sahibi ve Ak Parti Mersin Milletvekili adayı Orhan Kemal Yüksel, lojistik sektörünün içinde bulunduğu durumu Abdullah Öztürkmen’e anlattı.

Başta Irak, Suriye ve Ortadoğu ülkelerinde yaşanan iç savaşlardan dolayı Lojistik sektörünün olumsuz etkilendiğini söyleyen Yüksel, alternatif Pazar arayışı içine girdiklerine vurgu yaptı.

MTSO Meclis Başkan yardımcısı ve Yüksel Lojistik firmasının sahibi işadamı Orhan Kemal Yüksel, Dolar ve Euro’unun yükselişi karşısında iş dünyasının sıkıntılı günler geçirdiğini söyledi.

A.ÖZTÜRKMEN: Dolar ve Euro’unun yükselişi sizi ne kadar etkiledi?

O.KEMAL YÜKSEL: Bizim iş alanımız nakliye ve lojistik üzerine. Şuanda bizim sektör, Dolar’ın ve Euro’nun artışına ve azalışına, dengesine ya da dengesizliğine göre değişebiliyor yada değişegenlik gösteriyor. Eğer bir mal ve hizmeti müşteri pahalıya alacaksa, o ürünü almakta biraz düşünüyor.  Onu ithal eden firma ya da üreten firma bunu maliyetlerine yansıtıyor ve satışlarına olumsuz yönden etkiliyor. Dolar ve Euro’daki artış ve azalış, bizlerin, üreticinin, üretim yaparken, biraz daha dikkatli olmasına neden oluyor. Şuanda beklemeye alıyor gibi. Dolayısıyla üretmeyince, bizde taşıyamıyoruz ve sektörümüz bunda olumsuz yönde etkileniyor.

A.ÖZTÜRKMEN: Son günlerde ülke liderlerinin söylemlerinin de bunda etkisi var mı?

O.KEMAL YÜKSEL: Uluslararası gündemin dengesizliği, liderlerin birbirine rest çekmesi, özellikle son dönemde Tramp’ın ‘Sizin ülkenize yaptırım uygularız’ gibi abuk, subuk açıklamaları bizlerde olumsuz anlamda bir şeyleri oluşturuyor. Zaten Tramp gibi dengesiz bir liderin de asıl amacı, dünya ekonomisi ile oynamak. Ben bir iktisatçı olarak, bu spekülasyonların kayda alınmamasına, üreticinin üretimine devam etmesine, bundan etkilenmemesine, spekülasyonlara gelmemesini tavsiye ediyorum.

A.ÖZTÜRKMEN: Irak, Suriye savaşlarının etkileri?

O.KEMAL YÜKSEL: Çevre ülkelerdeki huzursuzluk ve savaş ortamı en çok Türkiye’yi etkiliyor.

A.ÖZTÜRKMEN: Neden?

O.KEMAL YÜKSEL: Çünkü Türkiye, Avrupa’dan Asya’ya geçişin güzergahındaki kilit ülke konumundadır. Buradaki istikrarsızlık, nakliye sektörünü şöyle etkiliyor; oradaki huzursuz ülkeler arasında geçip bir Suudi Arabistan’a, Katar’a, Yemen’e, Dubai’ye,  İran’a, Irak’a, Suriye’ye kısacası temel anlamda bütün Ortadoğu’ya geçip, uzak doğuya kadar etki ediyor. Ayrıca bir Ermenistan, Azerbaycan huzursuzluğu da ülkemizi çok etkiliyor.  En başta taşımacılık sektörünü ve gümrükleme, nakliye, lojistik, kısaca bütün sektörleri olumsuz yönde etkiliyor.  Huzur olduğu zaman bunda en olumlu şekilde tekrar lojistik ve antrepo işi, gümrükleme işi yapanları olumlu yönde etkileneceğini düşünüyorum. Sadece bu ülkelerdeki huzursuzluğu bir yana bırakalım, bizim ülkemizde transit mallara, yani bir Avrupa ülkesinden üçüncü ülke diyelim. Türkiye’yi pas geçip bir İran’a, Irak’a, Suriye’ye ya da Lübnan’a, Katar’a, Azerbaycan’a, Özbekistan’a mal götüren bir lojistik ağının üzerinde bulunmamız sebebiyle, bizim ülkemiz transit bir noktada oluyor. Bizim Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın aldığı bazı ürünlerin transitine yasak getirilmesi sebebiyle bundan nakliyeci etkileniyor, depocu etkileniyor, antre depocularda etkileniyor.  Hatta bunlardan lokantacılar, tesisçiler buna benzer ana işleyiş yapan ya da ara ürünler üreten, ana ürünlerde katkısı olan sektörler olumlu ya da olumsuz bir şekilde etkileniyor. Biz yasaklanan 21-22 tane malların kaldırılmasını istiyoruz. O malları şimdi sıralayamayacağım ama bunların içinde alkolde, tütün ürünleri, et, tavukta var. Bazı ürünlerde özellikle hassas denilen ürünlerin yasaklanmasının bir an önce kaldırılmasını istiyoruz. Bu ürünler bizim ülkemizde mesela bir şeker transitini yasakladılar. Neden yasaklıyorsun ki? Bizim ülkemiz üzerinden geçsin, gitsin hiç değilse bizim ülkemizdeki taşımacı ve depocusu para kazansın.  Lokantacısı, petrolcüsü, lastikçisi para kazansın. Bir ticari canlılık yeniden oluşsun istiyoruz. Bu anlamda biz zaten Ticaret Odası ile bunları gündeme getirdik. Bakanlarımıza bunları aktardık, sizin vesilenizle kamuoyuna aktarmak istiyoruz. İnşallah ilerde bu anlamda olumlu şeyler olacak.

A.ÖZTÜRKMEN: Bu sıkıntılı süreçte alternatif pazar, alternatif iş alanları keşfediyor musunuz?

O.KEMAL YÜKSEL: Tabii bizim ülkemiz son on yılda, özellikle ticaret anlamında alternatif pazarlar keşfetti. Oralarda üsler oluşturdu, oralarda yatırımlar yaptı, oralara insan kaynaklarını yerleştirdi. Haliyle son on yılda dediğim gibi onun geri dönüşlerini almak üzere bazı olumu sinyaller alıyoruz. Geri dönüşleri oluyor. Mesela Afrika Kıtası’nda 15 yıl önce insan kaynağımızı yerleştirmişiz, kamu kurumlarının temsilcilerini yollamışız, ticaret erbaplarını yollamışız, ataşelerimize, büyükelçilerimize oralarda daha canlı tutulması konusunda talimatlar verilmiş.  Dış İşleri Bakanlığı, hm de Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Ekonomi ve Maliye Bakanlığı tarafından oralarda bu hareketliliğin sağlanmasının devamı açısından bir dizi çalışmalar yapılmış. Mesela TİKA gibi, AFAT gibi kuruluşumuz var. Ticaret Bakanlığı temsilcileri çok sıkı bir şekilde çalışıyor, MARİF Vakfı ile birlikte oralarda birçok yardım kuruluşu ve buna benzer ticarete katkısı olan kuruluşlarımız, oraların tabiri caizse kılcal damarlarına kadar girip, oradaki Ticaret faaliyetlerinin ülkemize akması konusunda faaliyetlerinin yapıldığını ben çok iyi biliyorum. Son dönemde de bunun geri dönüşlerini alıyoruz. Bizim bölgemizde oluşacak bir olumsuz tablonun, yani bizim coğrafyamızda, Ortadoğu da bir huzursuzluğun alternatifleri bir Brezilya pazarında çok rahat karşılanıyor, Kuzey Amerika ya da Güney Amerika da çok rahat karşılanıyor ya da Rusya coğrafyasında, Uzak Doğu da, Çin de, Afrika Kıtasında çok rahat karşılanıyor. Bunu da bizim ülkemiz açısından önemli bir netice olarak görebiliriz.

A.ÖZTÜRKMEN:  Sizin sektörde kalifiye elaman yetişiyor mu ya da bunu sıkıntısını yaşıyor musunuz?

O.KEMAL YÜKSEL: Kalifiye elaman yetişmiyor. Yani çocuklarımızı her birini eğitim sisteminin vermiş olduğu bir zafiyet olarak görüyoruz. Tabii yeni Milli Eğitim bakanımızdan herkes çok umutlu. Bizlerde çok umutluyuz. Bizler nakliye sektörü olarak, kalifiye elaman bulmakta sıkıntı çekiyoruz. Bunların başında da şoför eksiliği diyebiliriz. Şoför yetiştirilmesi konusunda sayın bakanlarımıza Şoför Meslek Yüksekokulları şeklinde eğitilen, bilinçli bir şoför camiası oluşması konusunda bir çağrıda bulunmak istiyorum. Yani bizim şoförlerimiz eğitimsiz demiyoruz, daha bilinçli, ne yaptığını bilen, işini bilen ve bunun kötü bir sınıfmış gibi algılanmasının önüne geçecek çalışmalar yapılmasını istiyoruz. Aslında şoförlerinde tıpkı bir doktor gibi, mühendis gibi, bir mimar gibi, işadamı gibi görülmesini istiyor ve bekliyoruz. Sonuçta biz şoförümüze 400-500 milyarlık hatta bazılarının değeri 600-700 milyarı bile bulabilen tırlarımızı teslim ediyoruz. Ona da gerekli maaşı vermek istiyoruz. Gerekli sosyal güvencesini karşılamak istiyoruz. Fakat hem yaptığımız işin eski karlılığının kalmadığından, gerekli şoför kalitesi ortaya çıkmıyor. Yani şoförde memnun değil, o şoförü çalıştıran patronlarda memnun değil. Bir an önce kaliteli bir iş ortamının oluşmasını bekliyoruz.