Cuma , 20 Eylül 2019

Özlemek!..

Zaman zaman kendimizle baş başa kaldığımızda, geçmişi düşünür hüzünleniriz. Çünkü geçmişimizde o kadar güzellikler, dostluklar, arkadaşlıklar, sevgiler ve aşklar yaşanmıştır ki, o ana dönmeyi ve bedel bile ödemeyi çok isteriz.
Aşklar, kalplere yazılırdı, şimdi ki gibi sosyal medya yoktu. Ya mektup yazılırdı sevdiğine, ya da mendile ismi. Mektup kâğıtları da cicili biçili şeylerdi. Hatıra defteri vardı o zamanlar ve herkes arkadaşına güzel anılar bırakırdı, birkaç cümle ile.
O zaman aşkına, sevgisine karşılık vermedi diye cinayet işlenmezdi. Kıyamazdı sevdiğine. O zaman erkekler daha bir kültürlüydü sanki. Çünkü bunu kitap ve gazete okuma istatistiklerinde görüyoruz. Kadına karşı hoşgörü vardı, sevgi vardı.. Kız çocukları el bebek, gül bebek büyütülürdü. Kızların kalbini çalmak için onlara foto romanlar alınırdı. Boşanmalar bu kadar olmazdı. Boşandı diye karısını da kimse öldürmezdi. Evet o zamanlar da hayat biraz pahalıydı, hastanelerde sıra vardı, ilaçlar zor bulunuyordu ama insanlar mutluydu. Çünkü komşumuzun Arap, Kürt, Ermeni, Süryani, Alevi, Sunni, Hıristiyan olması önemli değildi. Kimse bunun ayrımına da girmiyordu. Her bayramda, farklı inançlar, diğer inanca sahip insanların bayramını kutlar, onlarla beraber mutlu olurdu. Ya şimdi? O gavur elinden yemek yenilmez, haram. O Alevi, onunla namaz kılınmaz, namazın bozulur. O Sünni, onlar aşırı tutucu olur gibi sözler, bizi birbirimize karşı farklı düşüncelere sevk etti. Bugün birbirimizi sevmiyorsak, bu düşmanlık nifaklarını sokanların yüzünden sevmiyoruz. Oysa Tanrı, Allah, ya da Tengri, bizi farklı renklerde, farklı kültürlerde, farklı inançlarda yaratarak, çok güzel bir renklilik sağladı. Bu renkleri özlüyorum…