Pazar , 20 Ocak 2019
“DEHB, yaşam boyu sürebilen bir hastalıktır”

“DEHB, yaşam boyu sürebilen bir hastalıktır”

  • BİLGE ÇAKIR/ÖZEL

PsikoFit Beslenme, Diyet ve Psikoterapi Merkezi’nden Psikolog Bilgehan Turanlı, “Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, (DEHB) son derece önemli akademik, sosyal ve psikiyatrik sorunlara yol açabilen ve olumsuz etkileri yaşam boyu sürebilen bir hastalıktır. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuklar, tedavi görmedikleri zaman ergenlik ve erişkinlik dönemlerinde başka psikiyatrik bozukluklar açısından daha riskli hale gelirler” dedi.

PsikoFit Beslenme, Diyet ve Psikoterapi Merkezi’nden Psikolog Bilgehan Turanlı, çocuklarda Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, (DEHB) hakkında bilgiler verdi.

Çocuğun aşırı hareketli, yerinde duramıyor, çok çabuk sıkılıyor ve tehlikeli olabilecek davranışlar sergiliyorsa akla ilk hiperaktivite gediğini, ancak “hiperaktivite nedir” sorusunun net cevabını bilmeden değerlendirme yapılmaması gerektiğini belirten Turanlı, “Bazen hiperaktif şeklinde sıfatlandırılan çocukların, aslında hiperaktif olmadığı; sadece biraz yaramazlık yapma eğiliminde olduğu da gözlemlenebiliyor” dedi.

“HİPERAKTİVİTE NEDİR?”

Hiperaktivitenin, çocuğun yaşına ve gelişim düzeyine uygun olmayan aşırı hareketlilik, dürtüsellik ve dikkat eksikliği belirtileri olan bir bozukluk olduğunu söyleyen Turanlı, “Bu bozukluk son derece önemli akademik, sosyal ve psikiyatrik sorunlara yol açabilen ve olumsuz etkileri yaşam boyu sürebilen bir hastalıktır. Toplumda görülme sıklığı yüzde 5-7 gibi çok yüksek orandadır, çocuklukta başlayıp yüzde 60-70 oranında, yetişkinlikte de devam edebilen bir rahatsızlıktır. Hiperaktivitenin erkeklerde görülme olasılığı kızlara oranla 3-4 kat daha fazladır.  Ayrıca zeka ile arasında bir bağlantı gözlenmemektedir” şeklinde konuştu.

“BELİRTİLERİ NELERDİR?”

Dikkat Eksikliği, hiperaktivite bozukluğunun belirtilerinden de bahseden Turanlı, bu belirtileri şöyle sıraladı:

“Dikkat eksikliği olan kişi:

  • Detaylara dikkat etmez, sürekli hata yapar,
  • Dikkatini korumada sıkıntı yaşar,
  • Dinlemez görünür,
  • Verilen komutları izlemede güçlük çeker,
  • Organizasyon sorunu yaşar,
  • Yoğun düşünme gerektiren işlerden kaçınır ya da bu işleri yapmaktan hoşlanmaz,
  • Eşyalarını kaybeder,
  • Dikkati kolayca dağılır,
  • Günlük işlerini unutur.”

HİPARAKTİVİTE-DÜRTÜSELLİK SORUNU YAŞAYAN KİŞİLERİN DAVRANIŞ BİÇİMLERİ

Hiparaktivite-dürtüsellik sorunu yaşayan kişilerin davranış biçimlerini sıralayan Psikolog Turanlı,

  • “Durduğu yerde duramaz; elleri, ayakları kıpır kıpırdır,
  • Uzun süre aynı yerde oturmada sıkıntı yaşar,
  • Çocukken koşar ya da tırmanır, yetişkinken yerinde duramaz,
  • Sessizce bir şeyle meşgul olmada sıkıntı yaşar,
  • Motor takılmış gibi veya düz duvara tırmanırcasına hareketlidir,
  • Çok konuşur,
  • Karşıdaki kişi sorusunu bitirmeden cevabı yapıştırır,
  • Bekleme gerektiren ya da sırayla yapılan işlerde sıkıntı yaşar,
  • Başkalarının sözünü keser” ifadelerini kullanarak, dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu teşhisi konulabilmesi için bu belirtilerin çocuklarda 6 ya da fazlası, 17 yaş sonrası için en az 5 belirti olması gerektiğinin altını çizdi.

HİPERAKTİF BİR ÇOCUK İLE YARAMAZ ÇOCUK ARASINDAKİ FARKLAR

Hiperaktif bir çocuk ile yaramaz çocuk arasındaki farklar konusunda da bilgi veren Turanlı, “Her yaramaz çocuk için hiperaktif demek doğru değildir. Yaramazlık çocuğun mizaç özelliklerinin yanı sıra zamana, mekana ve çocuğun bulunduğu ortamdaki kişilere bağlı olarak değişebilir” diye konuştu.

DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU TEDAVİSİ

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu tanısında kullanılan testler aracılığı ile çocuk tanıyı aldıktan sonra dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun, yüzde 80-90 oranlarında tedavi edilebilir bir bozukluk olduğunu kaydeden Turanlı, “Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun tedavisinde sık olarak kullanılan yöntemler ilaç tedavisi, bireysel eğitim, anne-baba eğitimi, aile tedavisi ve grup tedavisidir. Bu tedavi yöntemlerinden hangilerinin kullanılacağının kararı, kişinin bireysel özellikleri dikkate alınarak belirlenir. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuklar tedavi görmedikleri zaman ergenlik ve erişkinlik dönemlerinde başka psikiyatrik bozukluklar açısından daha riskli hale gelirler. Bu psikiyatrik bozukluklar içerisinde, antisosyal davranışlar, alkol-madde kötüye kullanımı, depresyon ve kaygı bozuklukları en sık rastlananlardır. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu belirtileri gösteren çocukların tanı ve tedavisi için çocuk psikiyatristlerine ve psikologlarına başvurulması gerekir. Bu hastalıkta başarı ile uygulanan davranış terapisinde çocuğun güçlüklerle başa çıkma becerisinin geliştirilmesi hedeflenir. Çocuk organize olmayı ve zamanı iyi kullanmayı öğrenir. Ailenin hastalık hakkında bilgi ve destek alması çocuklarına doğru yaklaşımda bulunmaları için önemlidir. Bu çocukların daha fazla düzene ve kurallara ihtiyacı vardır. Enerjilerini boşaltıcı etkinliklerde bulunmaları gerekir. Uzmanın öğretmene hastalık hakkında bilgi vermesi ve iletişim içinde olması önemlidir. Öğretmen, kendisine saygısı ve güveni azalan çocuğun başarılı olduğu alanları bularak onu desteklemeli ve planlı çalışmasında yardımcı olmalıdır” dedi.

AİLELERİN DİKKAT ETMESİ GEREKENLER

Çocuklarda dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu konusunda alilerin nelere dikkat etmesi konusunda bilgi veren Turanlı, bu önerileri ise şöyle sıraladı:

  • “Kurallar koyduğunuz zaman bunların çok net olmasına dikkat edin ve onları yazıp asın.
  • Ödüllerinizin çocuk için anlamlı ödüller olmasına dikkat edin.
  • Sık sık geri bildirim verin, çocuğunuza onun ne yaptığının farkında olduğunuzu gösterin. Çocuğunuza beklentileri ve planları konusunda yardım edin.
  • Çocuğunuzun iyi günleri olabileceği gibi kötü günleri de olabileceğini göz önünde bulundurun.
  • Olumsuzluklar, yapamadığı şeyler ve cezalara odaklanmak yerine olumlular üzerinde odaklanın.
  • Bir karakter sorunuyla değil biyolojik bir sorunla mücadele etmekte olduğunuzu unutmayın.
  • Davranışlarınız daha öğretici olması için çok konuşup, öğüt vermeyin.
  • Espri anlayışınızı kaybetmeyin ve sabırlı olun.
  • Kendiniz ve çocuğunuza karşı hoşgörülü olun.
  • Uzman yardımı almaktan çekinmeyin ve düzenli takipleri sürdürün.”