Pazar , 21 Temmuz 2019
“Çoğu çocuk korkularını direkt ifade edemeyebilir”

“Çoğu çocuk korkularını direkt ifade edemeyebilir”

BİLGE ÇAKIR/ÖZEL

Uzm. Psikolog Gizem Göçtü Yarım, bir çocuğun kaygısına ve korkusuna verilen tepkinin; üzüntü ve mutluluğuna verilen tepki kadar normal olması gerektiğini söyleyerek, “Çoğu çocuk korkularını direkt ifade edemeyebilir. Okula gitmek istemez, tırnak yeme, alta kaçırma, karın ağrısı gibi fiziksel semptomlar, öfke ve ağlama nöbetleri gibi belirtiler varsa çocuğunuz aslında size bir şey anlatmak istiyordur” dedi.

Uzm. Psikolog Gizem Göçtü Yarım, çocukların neden bazı zamanlar korku yaşadıklarını gazetemize anlattı.

Yarım, “Senelerdir çocuklarla çalışan biri olarak şunu söyleyebilirim ki çocukların beyninin nasıl çalıştığını anlamamız neredeyse imkânsız. Çocukların farklı fikirleri çok zengin hayal güçleri vardır. Bununla birlikte aşırı hassasiyet ve duyarlılıklara sahiptirler. Bu özellikler, genellikle çocuğun keşfetmesini sağlayan ve çocuğu geliştiren bir özellik olsa da söz konusu kaygı ve korkularımız ise çocuklarımız bu durumda da aktif bir şekilde hayal gücünü kullanır. Bu durum, olayları olduğundan çok daha büyük bir hale getirebilir” dedi.

“GENELLİKLE BİLİNMEYEN DURUMLARDAN KORKARLAR”

Bir çocuğun kaygısına ve korkusuna verilen tepkinin; üzüntü ve mutluluğuna verilen tepki kadar normal olması gerektiğini vurgulayan Yarım, “Çocuklar genellikle bilinmeyen durumlardan ve nesnelerden korkarlar. Çevresindeki şeyleri bir yandan fark ederken bir yandan da birçok bilinmeyen şey vardır. Özellikle soyut kavramları bütünsel olarak algılayamadıkları için kaygı ve korkuları artar” şeklinde konuştu.

“KORKMASI İÇİN BAŞINA BİR OLAY GELMESİ GEREKMEZ”

Bir çocuğun korkması için başına bir olay gelmesinin gerekli olmadığını belirten Yarım, “Ailesinden ya da arkadaşlarından birinin yaşadığı korku, televizyonda ya da internetten izlediği bir karakter, anlatılan canavarlı bir hikaye, çocuklarda derin korkular yaratabilir. Bunların dışında ayrılık kaygısı, taşınma, boşanma, aileden birinin vefat etmesi, aile içi şiddet, istismar ve benzeri durumlarda çocuğun kaygı seviyesi oldukça yükselir. Çoğu çocuk korkularını direkt ifade edemeyebilir. Okula gitmek istemez, tırnak yeme, alta kaçırma, karın ağrısı gibi fiziksel semptomlar, öfke ve ağlama nöbetleri gibi belirtiler varsa çocuğunuz aslında size bir şey anlatmak istiyordur” ifadelerini kullandı.

“ ‘YANINDAYIM’ HİSSİNİ VERMEK ÖNEMLİDİR”

Böyle durumlarda “korkma” demenin, dalga geçmenin, ağlamasına izin vermeyip kızmanın, yapılacak en yanlış müdahale yöntemleri olduğunun altını çizen Yarım, “Çocuğunuza anlatacak fırsatı vermek, onu sabırla ve sakin bir şekilde dinlemek, onunla fiziksel temas kurup(sarılmak, sırtını sıvazlamak) ‘yanındayım’ hissini vermek önemlidir. Bu şekilde zamanla çocuğunuzun kaygısı azalarak geçecektir. Fakat bazı durumlarda çocuğunuz bütün müdahalelere rağmen günlük hayatında oldukça zorlanıyorsa bu aile hayatını da etkiliyorsa mutlaka uzman desteği alınmalıdır. Oyun terapisi ve Emdr terapi yöntemi en etkili yöntemlerdendir” diye konuştu.