Perşembe , 17 Ekim 2019
Cankurtaranlar uyarıyor

Cankurtaranlar uyarıyor

Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki şirketlerden Denizkızı Turizm A.Ş. tarafından işletilen Kızkalesi sahilinde cankurtaranlık yapan Ahmet Selim Kurt, boğulma tehlikelerine karşı vatandaşlara uyarılarda bulundu.

HABER MERKEZİ

Kurban Bayramı tatilinde vatandaşların sahillere yoğun rağbet göstermesi beklenirken, can güvenliğini öncelikleri arasında alan Büyükşehir Belediyesi, olası boğulma risklerini minimum seviyede tutarak, boğulma tehlikelerinin önüne geçmeyi amaçlıyor. Kariyeri boyunca Akdeniz ve Ege’nin en gözde plajlarında, şu anda da Kızkalesi sahilinde cankurtaranlık yapan Ahmet Selim Kurt, cankurtaranlık mesleği hakkında bilgiler verirken, sahillerde cankurtaran kulelerinde asılı olan bayrakların da ne anlama geldiğini açıkladı. Müdahale yöntemleri, dikkat edilmesi gereken noktalar, boğulmalara sebep olan etkenler konusunda da bilgiler veren Kurt, başından geçen enteresan olayları anlattı.

CANKURTARANLIK BRONZ, GÜMÜŞ VE ALTIN MADALYALARLA KADEMELENİYOR

Ahmet Selim Kurt, cankurtaran olmak için alınması gereken sertifikalardan bahsederek, üç çeşit cankurtaranlık olduğunu anlattı. Bunların madalyalarla temsil edildiğine değinen Kurt; bronz (havuz), gümüş (deniz), altın (amirlik) madalyalarını detaylandırarak, “Eğitimlere katılmanız gerekiyor. Ben de bu aşamalardan geçtim ve cankurtaran oldum. O aşamaların birincisi bronz cankurtaranlık yani havuz cankurtaranlığıdır. İkinci aşaması gümüş yani denizdir. Üçüncü aşaması cankurtaranlığın haricinde amirliğe giriyor. Öncelikle bronz için yazılı sınav dahil çeşitli eğitimlerden geçiyorsunuz. Gümüş içinse denizde bazı aşamalardan geçiyorsunuz. Bunlardan birisi 200 metre sahilde, 200 metre denizde koşu. Bunu 3 dakikada 2 kere yaptıktan sonra aşamayı geçmiş oluyorsunuz. Zaten yüzme bilmeniz gerekiyor bir de yazılı sınav var tabii.”

KIZKALESİ PLAJINDA ALINAN TEDBİRLER

Sürekli yanlarında bulundurmaları gereken ekipmanları, “Kulenizin olması şart. Çünkü deniz seviyesinin en az 2 veya 3 metre üstünden bakmanız gerekiyor. Ekipman olarak ise kurtarma halatınızın, kurtarma kemerinizin, palet ve dürbününüzün kesinlikle yanınızda sürekli olması lazım” şeklinde sıralayan Kurt, “Kızkalesi sahillerinde biz bu tedbirleri alıyoruz” diyerek Kızkalesi sahilinde alınan tedbirlere dair bilgi verdi.

“KIRMIZI BAYRAK DENİZE GİRMENİN YASAK OLDUĞUNU BELİRTİR”

Sahillerdeki cankurtaran kulelerinde bulunun ancak vatandaşların çoğunun dikkatinden kaçan bayrakların taşıdığı hayati öneme vurgu yapan Kurt, bu bayrakların ne anlama geldiğini şöyle anlattı; “Kırmızı ve sarı gördüğünüz bayrak varsa eğer, orada cankurtaran vardır. Cankurtaranın ilk işi o bayrağı çekmektir. Cankurtaranın son işi de o bayrağın yerine kırmızı bayrağı dikmektir. Kırmızı ve sarı olan bayrak orada cankurtaran olduğunu, denize girmede bir sakınca olmadığını, dalganın ve havanın her şeye müsait olduğunu belirtir. Kırmızı bayrak denize girmenin yasak olduğunu belirtir. Sarı bayrak ise denize girilmesinin tavsiye edilmediği, orada cankurtaranın olmadığını belirtir.”

“CANKURTARANIN ÖNCELİKLE EMİN OLMASI LAZIM”

Kızkalesi sahilinde yapılan uyarılar ve alınan tedbirler çerçevesinde çok fazla boğulma tehlikesi olmadığını ifade eden Kurt, kontrolün kendilerinde olduğuna dikkat çekiyor; “Daha çok, su yutarak, güneş çarpmaları ve tansiyon düşmeleri veya hastalıklara bağlı olaylar oluyor. Günde en fazla bir veya iki kere böyle olaylarla karşılaşıyoruz. Biz de müdahalemizi yapıyoruz” Bu tarz olaylar karşısında cankurtaranların görevlerinden bahseden Kurt, “Boğulma tehlikelerinde cankurtaranın önce emin olması lazım. Çünkü eğer emin olmadığı bir şeyle karşılaşırsa başka bir vatandaş boğulduğunda ona müdahale edemeyebilir. Kendi alanında ise öncelikle olaydan emin olması gerekiyor. Emin olduktan sonra da suya girmesi gerekiyor ve ilk müdahaleyi suda ikinci müdahaleyi de sahilde yapması gerekir” şeklinde konuştu.

CANKURTARAN KURT, VATANDAŞLARI UYARIYOR!

Boğulma durumunu oluşturan sebeplerden bahseden Kurt, “Kişilerin yanına aldığı ekipmanlara, can simidine, kolluğa çok fazla güvenmesidir. İkincisi ise güneşte çok fazla durması sonucu güneş çarpması yaşanması sonucu olmasıdır. Üçüncüsü panik atak olan bir insanın boyundan fazla bir yere girdiğinde panik halinde boğulmasıdır. Dördüncüsü de denizin girdaplarından veya dalga boylarından doğan boğulmadır” diyerek, cankurtaran olmayan sahillerde vatandaşlara büyük sorumluluk düştüğünü belirtti ve ekledi, “Cankurtaran olmayan yerde bu sefer iş vatandaşa düşüyor. Boğulma tehlikesi geçiren bireyin yapması gereken kesinlikle heyecanlanmamaktır. Çünkü heyecanlandığında bilmelidir ki kendini daha çok batıracak. Ellerini hiçbir şekilde yukarı kaldırmaması gerekiyor. Zaten eğer orada bir cankurtaran yoksa ellerini yukarı kaldırmasının bir anlamı yok. Başını hafif geriye, ayaklarını da biraz çapraz olacak şekilde kendini geriye doğru yavaş yavaş getirmesi gerekiyor”

İLK MÜDAHALEYİ İLKYARDIM ALMIŞ KİŞİLER YAPMALI

Ayrıca cankurtaran olmayan yerlerde duruma ilk müdahale etmesi gereken kişinin çevredeki ilk yardım almış kişiler olması gerektiğini de özellikle vurgulayan Kurt, şunları söyledi, “Eğer kazazede sudan dışarı çıkarıldı ise müdahale yapması gereken kişi ilk yardım eğitimi görmüş kişidir. Çünkü yanlış bir ilkyardım, yaşayacak insanı öldürebilir. O yüzden dikkatli olması gerekir. Yani 5-10 dakika içerisinde sağlık ekipleri geliyor zaten. İlk yapması gereken 112’yi aramaktır. Hatta vatandaşlar kurtarmaya gittiğinde, sahilde olan birisinin direkt 112’yi araması gerekiyor. O getirene kadar 112 de gelmiş oluyor zaten.”

DENİZDE YAPILAN HATALAR!

Şakalaşmak için yüzme bilmeyen çocuklarını denize atan vatandaşların boğulma tehlikelerine zemin hazırladığını vurgulayan Kurt, denizde yapılan hatalar için; “Çocuklarını suya atıyorlar. Yüzme bilmiyor, zorla suya sokmaya çalışıyorlar” derken, Kızkalesi özelinde gözlemlediği hatalı davranışlar için de şöyle dedi, “Can simidi ile Kızkalesi’ne doğru gitmeye çalışıyorlar. Onun haricinde suda deve güreşi yapıyorlar. Bunları yapmamaları gerekiyor. Normal bir şekilde zaten suyun başı da aynı tadı verecek, sonu da aynı tadı verecek. O yüzden çok ileri gitmelerine gerek yok. Tek amaçları yüzmek olsun.”

KURTARILDI, YİNE KALE’YE YÜZMEK İSTEDİ

Kurt, kariyeri boyunca çok fazla enteresan olaya şahit olduğunu anlatırken, başından geçen ilginç olaylardan birinden de şöyle bahsetti, “Dubalara kadar olan kısım bizim için her zaman öncelikli. Çünkü o alanlar güvenlik şeridi. Benim öncelikli alanım orası. Güvenlik şeridine kadar giden 4 kişi vardı. Hatta birisinde can simidi vardı. Giderken çok iyi yüzme bilmediklerini fark ettim ama hala düz gidiyorlardı. Güvenlik şeridinden çıktılar. Ben önceliğimi sahile verdiğim için sahile bakıyordum. Sonra bir anda kafamı kaldırıp baktığımda en az aralarında 40-50 metre mesafe olduğunu fark ettim. Bir kişi geride kalmış, üçlü ileride suya girip çıkıyor. Arkadaşları onu duymuyor. Su yuttuğu için sesini duyuramıyor. Sonra müdahale yaptım. İlk müdahaleyi denize girerek yaptım. Zaten oraya gittiğimde arkadaşları da geri dönüyorlardı. Karaya çektim, ikinci müdahaleyi yaptım. Sonra kazazede kendine geldi. Su yutmuştu, suyu çardık. Sonra kalktı, hiçbir şey olmamış gibi tekrar Kızkalesi’ne gitmek istedi. Zar zor vazgeçirebildik.”

“BİR ANDA BOĞULABİLİYORSUNUZ”

Yine başından geçen enteresan olaylardan bir diğerinin de Bodrum’da çalışırken başına geldiğini belirten Kurt, “O zamanlar Bodrum’da cankurtaranlık yapıyorum. Çok fazla rüzgar vardı, denize girilmesini istemiyorduk, hatta kırmızı bayrak çektik. Çok fazla rüzgar olduğu için şemsiyeler sürekli uçuyordu. Denizin içinde olan bir vatandaş vardı. Şemsiye uçtu, demir kısmı kazazedenin başına geldi. Kazazede suyun içinde bayıldı. Sonra müdahalemizi yaptık tabii, yukarıya çektik. Yani hiç ummadığınız anda isterseniz en iyi yüzücü olun yine de bir anda boğulabiliyorsunuz. Kazazedeyi kurtardık, gereken müdahaleyi yaptık.”