Pazartesi , 22 Nisan 2019

Yazar Arşivi: ABDULLAH ÖZTÜRKMEN

Bugün 23 Nisan!

Bugün 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın 99’uncu yılını kutluyoruz. Mustafa Kemal Atatürk, 23 Nisan 1921’de Milli Bayram olarak kutlanmasına karar verilen 23 Nisan Bayramı’nı, 23 Nisan 1929 tarihinde çocuklara armağan etti. Evet her yıl söylediğimiz sözlerden birileri bunlar. Atatürk bugünleri görseydi hastalıktan değil, kahrından ölürdü. Şimdi hangi 23 Nisan Çocuk bayramı? Tecavüze uğrayan, cinsel saldırıya uğrayan, çocuk yaşta ... Devamını Oku »

Halinden memnun olan köleler!

“Özgürlüğün en büyük düşmanı, halinden memnun olan kölelerdir…” Ernesto Che Guevara Bu yazıyı odamda hep göreceğim bir yere koydum ve her seferinde daha çok ve daha derin düşüncelere daldım. Enflasyon almış başını gidiyor, alım gücü düşmüş, işsizlik artmış, ekonomi dip yapmak üzere, cinayetler artmış, insanlar kutuplaştırılmaya başlanmış, hangi taşı kaldırsan altından pislik çıkmış ve hala herkes halinden memnun. O zaman ... Devamını Oku »

Dostum benim!…

Her insanın bir dostu olmalı.. Hem de harbisinden. Seni dinleyecek, seninle her yola gelecek, çıkar ve menfaat gözetmeyecek, uğruna her şeyi alabilecek dostu olmalı insanın. Ama şimdilerde nerede o dostluklar. Artık dostluklarda ucuz yollu pazarlarda satılıyor. Dostluk, sevgi, hoşgörü bizim yaşam felsefemiz değil miydi sahiden? Birbirimize sarılırken bile içten sarıldığımızda ‘Can dostum benim’ demez miydik?.. İnsan geçmişi arıyor, geçmişteki dostlukları ... Devamını Oku »

Yaşıyoruz ama nasıl?..

Yaşıyoruz ama nasıl yaşadığımızı bilmeden, görmeden, hissetmeden..Yaşamak, hayatı yeniden keşfetmek, hayatı yeniden içine çekmek, gökyüzü mavisine yeniden bakmak gibidir. Ama bazen sadece yaşamak için yaşadığımızı görüyorum. Umudun olmadığı yerde, yarına bakamadığın bir şehirde insanca yaşamak mümkün değildir. Sevgiye, hoşgörüye, barışa, kardeşliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz bugünlerde, şiddet dili daha da çoğalıyor, insanların birbirine tahammülü kalmıyor. O dostluk ve arkadaşlıkların yerini ... Devamını Oku »

Önyargılarımızın kölesi olmak!…

Hemen hemen hepimiz önyargılarımızın kölesiyiz. Bizi yöneten, bize acı çektiren, başkalarına karşı olumsuz bakmaya zorlayan hep önyargılarımız. Bir gün araba ile Mersin’e gelirken yolda sırt çantası ile yürüyen bir gezgine rastladım. Genç ve uzun boylu gezgin el kaldırdı ve bende durdum. ‘Beni Mersin’e kadar götürür müsün’ dedi. Tabii ki dedim ve arabaya aldım. Yolda giderken havadan sudan konuştuk ve sonra ... Devamını Oku »

İnsanın fikri, insanın zikridir!…

Bir insan neyi düşünüyorsa onu yapar. Güzellikleri düşünüyorsa güzellikleri, kötülük düşünüyorsa kötülükleri, dedikoducu, ya da menfaatçi düşünüyorsa, anında adam satmaya başlar. Bu insanları değiştirmek imkansızdır. Laf taşımak, dedikodu yapmak çok tehlikeli bir durumdur. Bunun adı yalakalıktır ve maalesef toplumlarda bu tarz yalakalar hep vardır ve toplumların yapısı bu yalakalardan dolayı bozuktur.   Fahrian Berotti’nin meşhur bir sözü vardır; Her gün ... Devamını Oku »

Anlamak acı verir!….

Kimse kimseye inanmıyor artık, acısına da, sevgisine de, aşkına da, hatta kimse, bir diğerinin yarasına da inanmıyor artık. Ötesi yok, bu inançsızlığımızla, kendi acımızla öleceğiz. Ya da en yakınınızdakine sordunuz mu acaba ölseydin, önemseyen olur muydu diye. Gerçekten umurlarında olur muydu? Belki de ilk gün ağlarlardı, sonra hiçbir şey olmamış gibi hayatlarına devam ederlerdi…Anlamak inansan böylesine acı veriyor. Sadece bunlarla ... Devamını Oku »

Bırakında güzellik yönetsin!..

Seçimler bitti ve çoğu yerde hala kaos hakim. Kimin kaybettiği, kimin kazanacağı daha haftalar alacak. Herkes birbirini hırsızlıkla, yolsuzlukla suçluyor. Sonuç, yine şaibeli geçen bir seçim süreci. Kimin kazandığı, kimin kaybettiği belli olmayan bir seçim. Oysa gelişmiş ülkelerde seçim, adaletli ve saygılı bir şekilde yapılır. Kimsenin burnunun daha kırılmadığı bir seçim olur. Bizde seçimde silahlar konuşur, insanlar ölür, kimse ders ... Devamını Oku »

Sakın nerden geldiğini unutma!

Yamalıklı don giydiğini, tek önlükle okul bitirdiğini, akan sümüğünü koluna sildiğini, dört mevsim lastik ayakkabı giydiğini, kuru yemiş olarak annelerimizin kaynattığı hediği yediğini, derelerde su içtiğini, çıkma iplerden kazak, çorap ördüğünü, hızlı gitmeyen eşeğe sövdüğünü, şekerli yoğurdu ve kaynamış nohudu dürüm yaptığını, soba dibinde kedi gibi kıvrılıp, yattığını sakın unutma. Ocağın lüks olduğu odun ateşinde yapılan kızartmanın keyfi, somun ekmeği ... Devamını Oku »

En sevdiğim kelimeler…

Hayatta en sevdiğim kelimeler, -Anne/-Baba -Sevgi/Emek/zaman -İnsan/Umut -Deniz/Mutluluk -Özlem/Toprak -İyilik/Bahar -Özgürlük/Arkadaşlık ve dostluk… Bu hayatta en sevmediğim kelime de, nankörlük, adam satmak… Gündelik hayatımızda hep karşılaştığımız ve alıştığımız durumlar. Üzerinde durmaya da pek gerek yok.. Bir seçim daha bitti. Kazananlar ve kaybedenler. Kazananlar bir 5 yıl şehirlerimizi bir şekilde yönetecekler. Özellikle de Mersin’de yaşanan başkanlık değişiminde, Mersinlilerin değişime olan inancını ... Devamını Oku »